<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878</id><updated>2011-11-27T15:22:17.713-08:00</updated><category term='tarihi gezi'/><category term='malatya tarihi'/><category term='kayısı'/><category term='Bakış'/><category term='MALATYA'/><category term='Kayseri resimler'/><category term='İşadamı'/><category term='kayseri'/><category term='burma'/><category term='samsun'/><category term='atakum'/><category term='turizm'/><category term='uygarlıklar'/><category term='gezmek'/><category term='Hasan Sarı'/><category term='Malatyalı'/><category term='tekirdağ'/><category term='gezi'/><category term='trakya'/><category term='tarih'/><category term='chp'/><category term='rehber'/><category term='Kayseri Tarihi'/><category term='sanayi'/><title type='text'>yolcu yolunda gerek</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-2858040261873744108</id><published>2011-01-27T03:00:00.000-08:00</published><updated>2011-01-27T03:10:23.269-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanayi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='samsun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atakum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burma'/><title type='text'>Samsun Haberler</title><content type='html'>Samsun kazanacaktır&lt;br /&gt;[ 26.01.2011 ]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/e4feb519/129605095030049.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/e4feb519/129605095030049.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Canik Belediye Başkanı Osman Genç, yazarımız Ercüment Gül'le Samsunspor üzerine sohbet yaparken, Kırmızı- Beyazlıların Süper Lig'e çıkmasının şehre de olumlu yansıyacağını savundu. Başkan Genç, Samsunspor'un Süper Lig'e çıktığında kentin ekonomik, sosyal ve turizm bakımdan sınıf atlayacağını belirtti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU ŞANS İYİ KULLANILMALI&lt;br /&gt;Canik Belediye Başkanı Osman Genç, yazarımız Ercüment Gül'le Samsunspor üzerine güzel bir söyleşi yaptı. Önemli açıklamalarda bulunan Başkan Genç, "Samsunspor, Bank Asya 1.Ligi'nde mücadele ettiği 5 sezonda şüphesiz hiç bu kadar tekrar Süper Lig'e çıkabilme şansı yakalayamamıştır. Dolayısıyla şuan yakalanan bu şansı iyi kullanmak gerekir. Özellikle bu sezon başı siyasilerimiz başta olmak üzere şehrimizin bazı değerli iş adamlarının Samsunspor'a ve onun yeni yönetimine verdikleri her konudaki destek yönetim tarafından da iyi değerlendirilmiştir. Samsunspor taraftarının takımlarına sahip çıkması ile böylesi güzel günlere gelinmiştir. Ne mutlu ki Samsunspor şuan spor kamuoyu tarafından bile devre arasındaki transferleriyle, Bank Asya 1.Ligi'nde şampiyonluğun en güçlü adaylarından birisi olarak gösteriliyor" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASIL YERİMİZ SÜPER LİG&lt;br /&gt;Başkan Genç, "Kabul etmek gerekirki Samsunspor'u içinde bulunduğu sıkıntılı günlerden özellikle de büyük maddi sıkıntılar yaşanırken, toparlayıp böylesi güçlü bir konuma getirmek hiçde kolay olmamıştır. Bu nedenlede &lt;a href="http://www.samsun.ws"&gt;Samsun&lt;/a&gt;spor'a her konuda destek veren bu kişilere bizlerin de destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu bir vefadır. Açık konuşmak gerekirse Samsunspor'un sezonun ikinci yarısında daha da güçlenen kadrosu ile şampiyonluğu yakalayacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü buna şehirde inanmış ve özellikle şehir artık Süper Ligi çok istiyor. Hepimizin bildiği gibi Samsunspor'un asıl yeri zaten Süper &lt;a href="http://www.bloglinkleri.com/"&gt;Lig&lt;/a&gt;'dir. Samsunspor halen geçmişi ile Türk futbollundaki marka değerini korumaktadır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERKES KAZANÇLI ÇIKACAK&lt;br /&gt;Süper Lig'e çıkmanın kente de büyük katkı sağlayacağını belirten Başkan Genç sözlerine şöyle devam etti: "Emin olun sadece biz değil spor kamuoyu bile Samsunspor'u tekrar Süper Lig'de görmeyi istiyor. Ayrıca Samsunspor'un tekrar Süper Lig'e çıkması şehrimize de büyük fayda sağlayacaktır. Daha da açık konuşmak gerekirse esnafından, otelcisine, işadamından gazetecisine kadar herkez bu durumdan kazançlı çıkacaktır. En önemliside Samsunspor'un içinde bulunduğu borç batağı, Süper Lig'e çıkılması durumunda havuz sisteminden gelecek parayla kısa bir sürede temizlenebilir. Bu durumda da Samsunspor, borçsuz ve hiç kimseye yük olmayacak bir kulüp olacaktır. Bu nedenle şampiyonluğa bu kadar yaklaşıldığı bu sezon, hepimizin tribünleri doldurarak Samsunspor'a destek vermemiz gerekiyor".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atakum geleceğe hazırlanıyor&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/0c1c8531/129578790613901.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/0c1c8531/129578790613901.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;[ 23.01.2011 ]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atakum Belediye Başkanı Metin &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/burme/"&gt;Burma&lt;/a&gt;, ilçede yaşayan emeklilerle bir araya geldi&lt;br /&gt;Atakum Kent Konseyi bünyesinde yer alan Tüm Emekliler Çalışma Gurubu üyeleri ile bir araya gelen Belediye Başkanı Metin Burma, ilçede yaptığı çalışmaları anlattı. Atakum İlçesi'nin Samsun'un gelişen ve değişen modern yüzü olduğunu belirten Burma, ''Belediye olarak çok çalışıyoruz. İnsanlarımıza modern hayatın getirdiği bütün imkan ve yenilikleri sunmak istiyoruz. Buna göre de planlı ve programlı bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaşadığımız bugünün değil gelecek uzun yılların hesabını yaparak buna göre plan ve projeler oluşturuyoruz'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçilerin zaferi&lt;br /&gt;[ 16.01.2011 ]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/a95e3542/12951818723531.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/a95e3542/12951818723531.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İŞ-KUR tarafından, Samsun Gübre Sanayi ve Bakır İşletmeleri çalışanı 180 kişiye açılan 'iş kaybı tazminatı' davası işçiler lehine sonuçlandı.Samsun Azot Mensupları Derneği Başkanı Seydahmet &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/cay/"&gt;Çay&lt;/a&gt;, İŞ-KUR tarafından Samsun Gübre &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/sanayi-devrimi/"&gt;Sanayi&lt;/a&gt; ve Bakır İşletmeleri çalışanı 180 kişiye 1. ve 2. İş Mahkemesi'nde açılan iş kaybı tazminatı davasının işçiler lehine sonuçlandığını açıkladı.Çay, dernek binasında yaptığı açıklamada, 150'si Samsun Gübre Sanayi ve 30'u Bakır İşletmeleri personeline İŞ-KUR'un açtığı 2 milyon liralık iş kaybı tazminatının işçilerin lehine sonuçlandığını belirtti. Çay, "Yargıtay bu davayı onaylayarak davayı sonuçlandırmıştır. Davanın lehimize sonuçlanmasından son derece memnunuz. Bizler zaten özelleştirmeden yeterince mağdur olduk. Dernek çatısı altında birlikte hareket etmenin sonucunu yine birlikte aldık" diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-2858040261873744108?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/2858040261873744108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=2858040261873744108' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/2858040261873744108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/2858040261873744108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2011/01/samsun-haberler.html' title='Samsun Haberler'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-6712324880475168351</id><published>2008-12-20T08:12:00.000-08:00</published><updated>2008-12-20T08:13:54.227-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Malatyalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MALATYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp'/><title type='text'>CHP Malatya Belediye Başkan Adayı</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CHP Malatya Belediye Başkan Adayını Basına Tanıttı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;20 Aralık 2008 / 00:25&lt;br /&gt;Mimar Ömer Şarapnel:"Ortak Akıl İle Malatya'yı Yönetmeye Talibim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) Malatya belediye başkan adayı olan mimar Ömer Şarapnel basına tanıtıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP Malatya il binasında İl Başkanı Celal Berktaş, Malatya belediye başkan adayı mimar Ömer Şarapnel ve bazı yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla Malatya belediye başkan adayı Şarapnel basına tanıtıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın açıklamasında konuşan CHP Malatya İl Başkanı Celal Berktaş, "Bilgi ve birikimlerini Malatya kamuoyuyla paylaşmak ve Malatya'ya aktarmak için sayın Şarapnel adayımızdır. Geçmişte başarılı çalışmaları da olduğu için tereddütsüz partimizin adayı olarak ilan ettik. Malatya'da bir tarih yazmak istiyoruz. Soymayan soydurmayan, hak yemeyen bir adayımızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya sevdalısı sayın Ömer Şarapnel'in seçilmesi halinde Malatyamızı çağdaş kent konumuna getireceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berktaş, partilerinde aday adaylığı başvurularının 22-30 Aralık tarihlerinde kabul edileceğini de kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer Şarapnel ise, projelerini daha sonra yapacağı geniş katılımlı basın toplantısı ile kamuoyuna duyuracağını ifade ederek, "Tevcih edilen görevi bireysel kazanım ve birikimlerimi Malatya'ya hizmet için kullanacağım. Ortak akıl ile Malatya'yı yönetmeye talibim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nethabercilik.com/haber/chp-malatya-belediye-baskan-adayini-basina-tanitti.htm"&gt;20 Aralık 2008 / 00:25 nethabercilik.com/haber&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-6712324880475168351?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/6712324880475168351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=6712324880475168351' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6712324880475168351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6712324880475168351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/12/chp-malatya-belediye-bakan-aday.html' title='CHP Malatya Belediye Başkan Adayı'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-8993187172648388918</id><published>2008-11-16T16:39:00.000-08:00</published><updated>2008-11-16T16:42:03.524-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Malatyalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İşadamı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hasan Sarı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MALATYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bakış'/><title type='text'>Bakış, Malatyalı İşadamı Hasan Sarı’yı konuk etti.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/1b3611856/11667.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/1b3611856/11667.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bakış, Malatyalı İşadamı Hasan Sarı’yı konuk etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2008-05-13 www.malatyaguncel.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta BAKIŞ SOHBETLERİ`NE, yıllar önce Marmaris`e yerleşen ve Marmaris`in en büyük otellerinden biri olan Orient Club Otel`i kuran Malatyalı İşadamı Hasan Sarı`yı konuk ettik.&lt;br /&gt;Yakın zamana kadar memleketi Malatya`da ciddi yatırımlar yapan ancak her seferinde engellerle karşılaştığı için Malatya dışında yatırım yapmak zorunda kalan iş adamları kervanına katılan Malatyalı İşadamı Hasan Sarı, bu haftaki BAKIŞ SOHBETLERİ`ne Marmaris`te konuk oldu. Malatya`da ciddi engellerle karşılaştığını aktaran Sarı, memleketini çok sevdiğini ancak kırgın olduğunu söylemeden de geçmiyor. Malatya`nın Kahramanmaraş ve Gaziantep gibi gelişme gösteremediğini, bu duruma üzüldüğünü belirten Sarı, yöneticilerinden, sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin Malatya için el birliği ile çalışması gerektiğini vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya`dan Marmaris`e gelerek, buranın en büyük otellerinden birini işletiyorsunuz? Burada turizme atılmak nereden aklınıza geldi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Malatya`da iken tatile çıkmayı çok seviyordum. Benim tatile çıkmam aşağı yukarı 1970`lerde başladı. Bu yıllarda hep Alanya buradan Marmaris`e geldim. Marmaris`i görünce çok beğendim. Bu vesile ile buraya yerleşmeye karar verdim. Geldik, yerleştik. Yerleştikten sonra başladık turizmcilik yapmaya. Turizm çok güzel bir iş. Yani ben çok seviyorum. Çünkü uğraştığın insanlar, konuştuğun insanlar, muhatap olduğun insanlar hep gülen insanlar. Yani tatile gelmiş, hiçbir sıkıntısı olmayan, hiçbir derdi olmayan, her şeyi yerinde bırakıp gelen insanlar olduğu için bende bu tür insanlarla uğraştığım için mutlu oldum. Onları görünce bende derdimi, tasamı unutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Bu sayede genç kalmayı da mı başarıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Yani genç kalmayı da başarıyorum. Gerçekten çok zevkli bir iş. Güzel bir iş. Onun için uzun süre devam etmeyi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Marmaris`te ki kaçıncı yılınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: 1987`nin 1. ayında geldim Marmaris`e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya`da daha önce ne işle meşguldünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Ben Malatya`da daha önce imalatla uğraşıyordum. Ziraat aletleri imalatı yapıyordum. Daha sonra ziraat aletlerinin yanında traktör yedek parçası imalatına başladım. Malatya`dayken de baya faaldim. Ben İzmir, İstanbul toptancısına Malatya`dan mal gönderiyordum. Yedek parça gönderiyordum. Ayriyeten de bizim kendi bünyemizde toptan yedek parça yapıyorduk. Doğu ve Güneydoğu`ya servis yapan araçlarımız vardı. Ta Karadeniz Bölgesine kadar çıkıyorduk. Tatile gelmem nedeniyle Marmaris`i görünce çok sevdim. Oradaki işlerimi de devrettim. Geldik Marmaris`e yerleştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Hiç Malatya`ya tekrar dönmeyi düşündünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Malatya`ya dönmeyi düşünüyorum. Düşündüm daha doğrusu. Hatta geldim. 1990`da geldim Organize Sanayi Bölgesi`ne. Bir fabrika kurdum. Tekstil, dokuma üzerine. Penye yapıyordum ben. 1992 yılında tam faaliyete geçtik. Makinelerimizi getirdik. İmalata başladık. İstanbul`da Merter`de çok güzel bir satış deposu kiraladık. Marmaris ile Malatya arasında gidip geliyordum. Fakat Malatya`mız maalesef dışarıdan gelip de oraya yatırım yapan insanlara sahip çıkmıyor. Ben memleketimi çok seviyorum. Ben imalatçıyım. Sanayinin içinde büyüdüm. Makinelerin çalışmasından ben zevk alıyordum. Yanımda insanlar çalışıyordu. Yanımda insanlar çalıştığında mutlu oluyordum. Yanımda Malatya`da 50 kişi ekmek yiyordu. Fakat bir bakıyorsun geliyorsun elektriğin kesilmiş. Gelmişler elektriğini kesmişler. Bir bakıyorsun yanında çalışan işçini kandırmış almış götürmüşler. Envai çeşit şeylerle karşılaşıyorsun. İnan ki bıktım. Yani bu güzelim yatırımı tuttum sattım. Tekrar geldim Marmaris`e. Gerçi benim burada işlerim devam ediyordu. Benim İçmelerde de yerlerim var. Ben Malatya`da bir yardım göremedim. Yani bu insan Marmaris`ten gelmiş burada yatırım yapmış buna destek olalım, buna yardımcı olalım demedi kimse. Malatya Organize Sanayi`de bir yer tahsis ettiler. O kadar güzelim yerler vardı. Benden sonra gelen insanlara avuç içi gibi yerler verildi. Bana çukurdan bir yer verildi. Ben o fabrikanın üstüne yaptığım kadar altına da yatırım yaptım. Bodrum katları yaptım. Aşağı yukarı dolgu için 800 kamyon dışarıdan malzeme taşıttım. Ancak benden sonra gelip de Malatya`da yatırım yapanlar bir gün sonra, bir hafta sonra, hatta bir ay sonra gelenlere avuç içi gibi yerler tahsis edildi. İnanın ki kırgınım. Yani ben memleketimi seven bir insanım. Ancak o fabrikadan sonra halen kırgınlığım devam ediyor. Malatya`ya gelmeyi artık düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Bir daha Malatya`da yatırım yapmayı da mı düşünmüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: İnanın ki düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Yani diyebilir miyiz ki Malatya kendi bağrından çıkardığı iş adamlarını küstürüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Evet Malatya kendi bağrından çıkardığı iş adamlarını küstürüyor. Evet küstürüyor. Yani ben buna şahit oldum. Geldim varımı yoğumu yatırdım oraya. Benim 5 bin metrekare kapalı alanım vardı. Ancak sahip çıkılmadı. Engel olundu. Hep engel olundu. Malatya`da ki varımı yoğumu sattım Marmaris`e yerleştim. Bir daha da Malatya`ya gitmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatyalı yatırımcıların genellikle Malatya dışına yatırım yapmalarını da mı buna bağlıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Sarı: Evet buna bağlıyorum. Hepsinin nedeni bu. Bunu araştırın sebebi bu. Fakat buralarda yatırım yapacağın zaman belediyesiyle, TEDAŞ`ı ile tüm bu ilgi alanına giren birimler hepsi sana yardımcı oluyor. Malatya`da bu yok. Maalesef yok. Yardım eden yok. Benim en büyük kaybım Malatya`nın üzerine yaptığım yatırım kadar o çukuru doldurmak benim altı ayımı aldı. Ama o kadar da güzel yerler vardı. Bundan başka yerimiz yok dediler. Benden sonra gelen insanlara daha güzel yerler verildi. Ben pek bir şey göremedim. Yardım alamadım. Destek göremedim. Hep engel olundu. Bu vesile ile Malatya`ya kırgınım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya`nın geleceğini siz nasıl görüyorsunuz? Yatırımcılarını küstürerek nereye gidiyor Malatya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Malatya`nın geleceği böyle devam ettiği müddetçe yerinde sayar. Yani ben bakıyorum geçen sene bir taziye vesilesiyle geldim. Ben Organize Sanayi Bölgesi`ni nasıl bıraktıysam halen öyle gördüm. O insanlar halen aynı çileyi çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Aradan 15 yıl geçmesine rağmen Organize Sanayi Bölgesi`nde hiçbir değişiklik olmamış mı sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Ben hiçbir değişiklik görmedim. Ayrıldığımda nasılsa, şimdide öyle gördüm. İnanın ki aynı. Hiçbir değişiklik yok. Benimle beraber yatırım yapan insanların hepsi aynı sıkıntıyı çekiyor halen. Ama bir Gaziantep`i görüyorum, bir Kahramanmaraş`ı görüyorum, Malatya ile mukayese ettiğin zaman Malatya yerinde sayıyor. İnsan üzülüyor. Yani bir Gaziantep nerden nereye geldi. Malatya niye gelmiyor. Veya bir Kahramanmaraş bu hale geldi, neden Malatya yerinde sayıyor.. Gözle görülür gittiğiniz zaman zaten. Burada da idaricilerin duyarsızlığını ben görüyorum. Gerek Sanayi Odalarının, Esnaf Derneklerinin ben Malatya`da iyi hizmet ettiğini göremiyorum. Ben bunu buna bağlıyorum. Biz bir zamanlar sanayici olarak gittik Sanayi Bakanlığı`ndan izin alarak kooperatif kurduk. O zaman tahsis vardı. İşte Demir Çelik Fabrikalarında kooperatiflere bir hak tanınmıştı. Biz gittiğimizde Sanayi Bakanlığına bir heyet olarak gittik. Bize dediler ki siz nerdesiniz? Ne oldu dedik. Size burada tahsis edilen haklarınız Gaziantep`e gidiyor, Maraş`a gidiyor. Aynen bu kelimeyi duyduk. Malatya niye böyle sahipsiz? Çoğu zaman rahmetli Bekir Zorlu baştaydı. Niye hiçbir çalışma yok? Niye hiçbir gelişme yok? Malatya`ya niye bir tahsis yapılmıyor? Tahsis sizin hakkınız. Tahsis hep başka vilayetlere gidiyor. Dedi. Tahsis olmayınca kimse uğraşmadı. Tabi o zaman bize çok büyük faydası oldu. Oraya gittik. Sanayi Bakanlığı`nda o tahsisler bize yapıldı. O zaman profili, sacı aldık geldik kooperatif olarak. Bize bağlı olan esnafta fevkalade kar etti o zaman. Onun için uğraşılmıyor. Yani esnafa destek olunmuyor. Ben bunu buna bağlıyorum. Malatya inanın ki her türlü güzelliğe laik bir il. Yani çok güzel bir yer, çok güzel bir memleket. Fakat biraz sahipsiz kalıyor. Sahip çıkılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya sanayisinin yanı sıra tarım ürünleri bakımından da zengin bir il. Özellikle kayısısı dünyaca meşhur. Ancak kayısı çok ucuza satılıyor. Siz bir yatırımcı olarak kayısıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Onu da kullanamıyoruz. Kayısıyı da kullanamıyoruz, bu doğru. Şimdi öyle bir şey ki ben şuna şahit oldum. Kışın Ankara`ya gittiğimde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı`nda bazı dostlarımla görüştüğümde bana şunu söylediler. Dediler ki, Malatyalı tüccar, A firması bir yere ihracat yapıyor. Adam gidiyor o firmayı buluyor. Diyor ki sana bu firma kaç liradan kayısı gönderiyor. Misal bin liradan gönderiyor. O diyor ki bende 800 lira. Yani gidip ikinci bir firma bulup ihracatını yapmıyor. Zaten bizim inanın ki bir Antep`in bir Kahramanmaraş`ın gerisinde kalmamızın o bölgede yani tek şeyi bu. Muhataplarımız onlar. Bir Diyarbakır, bir Elazığ değil. Bunlarla beraber Antep`le, Kahramanmaraş`la beraber sanayimiz başladı. Şimdi üçüncü bir firma bulup veya ne bileyim A firması falanca yere ihracat yapıyor. Amerika`ya yapıyor bende gidip başka bir şehre ihracatımı yapayım, o şehirle anlaşayım yok. Gidip bir önceki firmanın Malatya`da ihracat yaptığı firmayı buluyor. Orada fiyat düşürüyor. Bunları Ankara`da dile getiriyorlar. Yani ihracatta bu dile geliyor. Diyorlar ki Malatyalı esnaf niye böyle yapıyor. Yani o oraya yaptıysa, diğeri gitsin ikinci bir firmayla anlaşsın ihracat yapsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Yani Malatya esnafı kendi içerisinde birbirleriyle rekabet ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Evet, doğru. Kendileriyle rekabet ediyorlar. Birbirlerini bitiriyorlar. Aynen sanayide ki olay gibi. Ben Malatya`ya sanayide 1970`lerde işte 1985`e kadar çok iyi işler yapan, Malatya`da hep dışarıdan ambarlara mal gelirdi. Araçlar, kamyonlar boş dönerdi. Ben bunu tersine çevirdim. Dışardan mal geliyordu, Malatya`dan mal gönderiyorduk. O hale getirdim. Gittim Adana`da tornalar var. Bu tornaların ustasını getirdim.. Malatya`ya çok büyük bir dökümhane kurdum. Traktör yedek parça imalatına başladım. Dünyanın masrafını yaptım. Kanalboyu`nda getirdim ustaya ev tuttum. Bir yıl sonra veya bir buçuk yıl sonra adam benim işimi bozmak için benim getirdiğim ustayı tuttu kendi atölyesine ortak etti.. Yani kendisi gidip Antep`te veya Maraş`ta ülkenin herhangi bir yerinde gidip de usta alıp getirmedi. Benim emek verdiğim dünyanın masrafını yaptığım ustayı aldı. Orada imalat yapıyorum. Malatya dışına mal gönderiyordum. Malatya`ya hizmet ediyordum. Malatya`dan İstanbul`a toptan mal gönderiyordum. Onlar benim işimi bozmak için benim yanımda ki ustamı götürüp kendi iş yerlerine ortak ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya`nın her alanında aynı sıkıntılar yaşanıyor diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Tabi diyebiliriz. Her alanında yaşanıyor bu. Bir birimizle uğraşıyoruz biz. Bakın Malatya`nın dışına çıkan insanlar hep gelişmiştir, hep büyümüştür. Yani Malatya`da iflah olunmuyor. Çünkü uğraşan çok. Birbirimizle uğraşıyoruz. Ben falan firma bunu yapıyor. Ben daha değişik bir şey yapayım. Düşüncesini yapmıyoruz. Yok, adam sandalyesini atıyor dükkânın önüne içeride tornası, tezgâhı milyonlarca lirası yatıyor. Diyor ki bir kırık parça gelsin bunu yapayım, tamir edeyim, parasını alayım. Ama ben burada bir yedek parça yapayım, bir üretim yapayım, bir katkım olsun, geliştireyim, yanımda bir kişi çalıştırayım ya da on kişi çalıştırayım yok. Bizde bu yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Bunlara en güzel örneği Malatya kayısısının dünyada eşi benzeri olmamasına rağmen fiyatının düşük olması başka illerde yetişen kayısıların fiyatlarının yüksek olmasını gösterebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Malatya kayısının dünyada eşi benzeri yok. Bu da aynısı. Bunun sebebini de ben bunlara bağlıyorum. Birbirimizle uğraşmaktan bunlar oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Son olarak Malatyalı hemşerilerinize, yatırımcılara, siyasetçilere neler söylemek istersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASAN SARI: Siyasetçilere şunu söylemek istiyorum. Rahmetli Turgut Özal`dan başka ben Malatya`ya böyle gönülden destek olan hiçbir siyasetçi görmedim. Yani her şey onunla geldi onunla da bitti. Çünkü Rahmetli Turgut Özal`ın o kadar büyük projeleri vardı ki, ben defalarca toplantılarında bulundum. Tüm hayali Malatya`yı ticaret merkezi yapmak. İhracat merkezi yapmak. Malatya`ya çok büyük bir havaalanı kurup orada dünya ülkelerine mal göndermek, ihracat yapmaktı. Malatya`yı ihracat kapısı yapmaktı. Ben bakıyorum, o gittikten sonra en ufak bir şey, en ufak bir çivi çakılmadı. Yani siyasetçiler seçiliyor, Ankara`ya gittikten sonra memleketi unutuyorlar. Onun için herkesin gücünün yettiği kadar bu memlekete sahip çıkması lazım. En küçüğünden büyüğüne kadar. Herkesin bir şeyler yapması lazım. Fakat maalesef yapılmıyor. Bunu da ben Malatya`ya geldiğim zaman bakıyorum, görüyorum ve üzülüyorum. Başta siyasetçilerin, ondan sonra baştakilerin el birliğiyle ben Malatya`ya ne yaparım, ne yapabilirim, ben buradaki sanayiyi nasıl canlandırabilirim, ben Malatya`da ki bu işsizliği nasıl önleyebilirim bunun çabası içerisinde olması lazım. Onu da ben göremiyorum. Göremeyince de üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008-05-13 &lt;a href="http://www.malatyaguncel.com/" target="_blank"&gt;www.malatyaguncel.com &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-8993187172648388918?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/8993187172648388918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=8993187172648388918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/8993187172648388918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/8993187172648388918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/11/bak-malatyal-iadam-hasan-sary-konuk.html' title='Bakış, Malatyalı İşadamı Hasan Sarı’yı konuk etti.'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-7790568753801415167</id><published>2008-11-16T16:29:00.000-08:00</published><updated>2008-11-16T16:37:10.420-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kayısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MALATYA'/><title type='text'>Kayısı`da sorun çözülür yeter ki...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/ab5f81849/15527.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/ab5f81849/15527.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2008-09-22 www.malatyaguncel.com&lt;br /&gt;Bakış Sohbetleri`nin bu haftaki konuğu olan Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ile Malatya`nın kayısı gerçeğini konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Deneme üretimi yapılan erkenci ve geç olgunlaşan kayısı çeşitleri üzerinde araştırmalarını, yeni projelerini sorduk. Pazarlamadaki sorunları ve Malatya kayısısının yurt dışı pazarlarında yerini öğrenmeye çalıştık. Kayısının Malatya`nın bir markası olduğuna dikkat çeken Asma, Kayısı Araştırma Enstitüsü`nün kurulması gerektiğini belirtiyor ve kayısıda yaşanan sorunların çözülebileceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı, kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalar ve bazı projeler yürütüyor? Şu anda hangi projeler devam ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç Dr. BAYRAM MURAT ASMA: Bizim çok sayıda projemiz var. Ben, ağırlıklı olarak genetik ve ıslah konusunda çalışıyorum. Genetik ve ıslah konusu, öncelikli olarak üzerinde durulması gereken bir konu. Neden diye soracak olursanız? Malatya`nın kayısıları dünyada en kaliteli kayısı olarak tanınıyor. Sebebi de kurutmalık, şekeri yüksek, oldukça gösterişli ürünlere sahip. Ama bunlar mesela 1920 veya 1930`larda ıslah edilmiş. 70-80 yıl önce ıslah edilmiş kayısıları kullanıyoruz. Ama dünyada değişen tüketici tercihleri var. Biz gelecekte insanların tercihlerinde değişiklikler meydana geleceğini düşünerek, bugünkünden daha farklı, daha kaliteli ve daha üstün yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla 2001 yılında Çok Amaçlı Kayısı Islah Projesi geliştirdik. Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK, Malatya Kayısı Tanıtma Vakfı, İnönü Üniversitesi, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Meslek Lisesi gibi birçok kurumun değişik destekleri var. Mesela, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü`nün suyunu, Tarım İl Müdürlüğü`nün arazisini, TÜBİTAK`ın parasını kullanıyoruz. İnönü Üniversitesi de bize maddi anlamda destek veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projemizin alt projeleri de var. Mesela `Geç Olgunlaşan Sofralık Kayısı Islah Projesi.` Bu bir alt projedir. Bir diğeri, `Kurutmalık Üstün Yeni Kayısı Projesi.` Bir başka projemiz, mesela Temmuz ayında Hasanbey dışında bizim sofralık kayısımız olmaz. Temmuz ayında 80-100 gr gelen yeni kayısı çeşitleri oluşturmak istiyoruz. Avrupa`da çok ciddi sıkıntılara yol açan, Malatya`da olmayan, gelecekte çok ciddi sıkıntılara yol açacak bir hastalık var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarke Virüsü denilen bir hastalık. Bu Şarke Virüsü Malatya`da yok ama Kahramanmaraş`a kadar geldi. Virüs hastalığı olduğu için kimyasal mücadelesi yok. Ya siz ağaçlarınızı sökeceksiniz, ya da bu hastalığa dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştireceksiniz. Malatya`nın Hacıhaliloğlu, Hasanbey gibi kayısı çeşitleri bu hastalığa karşı son derece hassas. Şimdi bizim başka bir projemizle, Avrupa Birliği fonlarınca desteklenen Şarke Virüsü`ne dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz. Mesela kuraklık artık çağımızın bir gerçeği. Biz son zamanlarda soğuğa dayanıklılık ve kuraklık konusunda çalışmalara başladık. Esasında kayısı, badem gibi, asma gibi susuzluğa dayanıklı ama ağacı 15-20 günde bir su vermeye alıştırdıysanız bu aralıklarla sulamak zorundasınız. Yani bir insan gibidir. Nasıl alıştırırsanız öyle gider. Biz diyoruz ki acaba kuraklığa dayanıklı kayısı geliştirebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela geç olgunlaşan bizim için bir hayaldi. Ama bakınız bugün bunu üretebildik. Tamam. Çok kaliteli değil ama biz bu aşamaya projemizin daha yüzde 10`unda geldik. Şu anda bizim elimizde 8 bin tane meyve vermesi gereken ağacımız var, ama biz 2 bin tane ağaçtan ürün almaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika şeyler çıktı ortaya. Gelecek sene bu 8 bin ağaç 20 bin olacak. 20 bin olmasının anlamı şu: Milli Piyango`dan ne kadar çok bilet alırsanız şansınız çok olur ya, bizim de ne kadar çok ağacımız olursa o kadar şansımız yüksek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Şimdi bunca ağaç var ve hepsinin bakımı, ilacı, gübresi, suyu var. Bu da bir maliyet gerektiriyor. Maddi imkanlarınız ne durumda? Yeterli oluyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Bizim imkanlarımız çok kısıtlı. Öyle bize ayrılmış milyarlarca paramız da yok. Sayın Valimiz bize bu konuda talepte bulunduğumuzda destek oluyor. Sayın Rektör`den istiyoruz. TÜBİTAK destekliyor. TÜBİTAK bizi çok ciddi destekliyor. Üç yılda bize 150 bin YTL para verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Çok ciddi projeleri yürütmek için bu rakam yeterli mi? Ya da olması gereken rakam nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Bizim projenin bütçesinin en az 1-2 milyon YTL olması gerekiyor. Neden? Çünkü 10 bin tane ağaca 1`er kg gübre verseniz 10 bin ton eder. Onun suyu, ilacı, gübresi inanılmaz rakamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: İnönü Üniversitesi`ne bağlı olarak Ziraat Fakültesi`nin kurulması sizin çalışmalarınızı nasıl etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki olumlu etkiler. Bunun için çare aranırsa çare çok. Bugün İstanbul Üniversitesi`nde İktisat Fakültesi var ama İstanbul Üniversitesi`nde Muhasebe Enstitüsü kurulmuş. Malatya`da neden Kayısı Araştırma Enstitüsü olmasın? Bu Malatya`ya bir güç katar. Hem ziraat fakültesi olsun, hem de Kayısı Araştırma Enstitüsü olsun. 1976 yılında bizim kayısıda kazandığımız para 6 milyon dolar. 28 yıllık süreçte ne kadar para getirdiği ortaya çıkmış. 28 yılda bugün 300 milyon dolara çıkmış. Önümüzdeki 10 yıl içinde neden bu rakam 1 milyon dolar olmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: 300 milyon dolar tekel olduğumuz bir ürün için elbette yetersiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki bu yetersiz. 300 milyon dolar dediğiniz nedir ki? Dünyanın en güzel kayısısın yetiştirelim, böyle güzelliklere sahip olalım, 300 milyon dolar yeterli olsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: İspanya`da, İtalya`da ve dünyanın birçok ülkesinde kayısı yetiştiriliyor. Hatta İspanya`nın, İran`ın bizden fazla kayısı ürettiği söyleniyor. Şimdi bunlardan hangisi doğru? Biz, kuru kayısı üretimde mi bir numarayız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Biz önce bütün bu tartışmaların tümüne son vermek için şöyle bir çalışma yaptık. 1990 yılında doktora tezim için Malatya kayısılarının özelliklerini yazmak istedim. Broşürün dışında başka bir şey yoktu. 2000 yılında Kayısı Yetiştiriciliği, 2004 yılında Mişmiş, 2005 yılında Kayısıda Kükürt Sorunu, 2007 yılında Kayısı Yetiştiriciliği Projesi, 2008 yılında Anılarda Kayısı kitaplarını yayınladık. Bizim amacımız şuydu. Her kafadan bir ses çıkmasın. Bilen ile bilmeyenin söyledikleri aynı kefeye konulmasın. Tabi ki bu konuda farklı görüşler vardır. Ama gerçeği şudur: Türkiye, yılda 500-900 bin ton yaş kayısı üretiyor. Bunun büyük bir bölümünü kurutmalık olarak değerlendiriyor. İkinci sırada İran geliyor. İran`ın üretimi 250-280 bin ton. Esasında ikinci sırada Bağımsız Devletler Topluluğu geliyordu ama onlar dağılınca ülkelerin üretimi tek tek sayılmaya başlandığı için ikinci sırada İran geliyor. Üçüncü sırada Pakistan, dördüncü sırada İspanya, beşinci sırada İtalya geliyor. İspanya ve İtalya`nın üretimi 150 ile 200 bin ton arası. Ama İspanya ve İtalya şunu yapıyor. 1 kg yaş kayısıyı erken hasatlıyor, organize olmuş ve 3-4 Avro`ya satıyor. Fransa, 50-80 bin ton kayısı ihracatından 250 milyon dolar para kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben size soruyorum. Biz 4 kg yaş kayısı kurutuyoruz. 1 kg kuru kayısı elde ediyoruz. 2 liradan satıyoruz. Onlar 1 kg yaş kayısıyı 2 liradan satıyor. Hangisi daha kazançlı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bu projemizin tabanı bu. Biz diyoruz ki dünyaya Haziran ayının birinci haftasından itibaren Ekim ayının sonuna kadar sürekli arz edebilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Dünyada yaş kayısı üretim nedir? Hangi ülkeler ne kadar üretiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Dünyada 100 bin tonun üzerinde yaş kayısı üreten ülke sayısı 7`dir. Türkiye, Fransa, İspanya, İtalya, İran ve Pakistan. Ama bana göre bizim kayısılarımız dünyanın en kaliteli kayısılarıdır. Kayısının erkenci olması, geç olması bir değerdir. Tadı güzel, şekeri güzel Malatya kayısısının güzelliği boşta kazanılmış bir güzellik değil. Dünyanın en ünlü bilim adamlarını Malatya`ya davet ettik. Bizim kayısılarımızı yediklerinde çok şaşırdılar. Ama biz bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Değerlendiremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Piyasaya Haziran ayından Ekim`e kadar yaş kayısı sunmak bizim ticaret hacmimizi elbette arttıracak. Ancak bunun dışında pazarlamada ne gibi sıkıntılarımız var? İş adamlarımız kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalardan yeteri kadar yararlanıyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA : Malatya`da kayısı yetiştiriciliğinin iki temel sorunu var. Bir tanesi yetiştiricilik aşamasında bir tanesi de pazarlama aşamasında. Yetiştiricilik aşamasında 2004 yılında Malatya`da çok şiddetli bir don olayı meydana geldi. 100 bin ton kuru kayısı üreten Malatya 20 bin ton kuru kayısı üretti. Üretimin yüzde 80`i kaybolup gitti. Son zamanlara kadar Malatya`da aile işletmeleri vardı, ailenin gelini, kızı, kendi çocuğu işletmelerde çalışırdı ama şimdi artık aileler küçüldü, işçi sorunu var. Dışardan gelen mevsimlik işçiler bu işi tam bilmiyor. İşçilik maliyetleri çok yükseldi. Mekanizasyon çok az. Bir başka sorun, pazarlama aşamasında kuru kayısıya yönelik pazarlama kurulmuş. Örneğin Malatya`da, yaklaşık 700 tane kayısı ticareti ile uğraşan kişi var, 33 tane de kayısı ihracatı ile uğraşan firma var. Bunun İzmir, İstanbul gibi illerde 10-15 tane ihracatla uğraşan insan var. Bunların yüzde 90`ı kuru kayısı ihracatı yapıyor. Yani bütün sistemini, bütün hedeflerini ona göre koymuş. Son zamanlarda yaş kayısı ihracatında Malatya`da kıpırdanmalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 -8 bin ton arasında yaş kayısı ihracatından bahsediliyor. Peki Malatya 50 bin ton yaş kayısı ihraç edebilir mi? Tabi ki edebilir. 50 bin ton yaş kayısı ihracatını 2 dolardan hesaplarsanız bakın kuru kayısıya ilave olarak da 100 milyon dolar da yaş kayısıdan gelir elde edersiniz. Kayısı Malatya`da sosyal bir ürün. Yani kayısı Malatya`da herkesi ilgilendiriyor. 300-350 milyon dolar kayısının Malatya`ya girdisinin olduğunu tahmin ediyoruz. Bunun en az 150 milyon doları tüccarın eline geçse yaklaşık 250 milyon dolar da Malatya`nın ekonomisine giriyor. Dolayısıyla kayısı Malatya ilinin dinamiği. Ama pazarlamayı tam profesyonelce yapamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya`da soğuk hava deposu kapasitesi düşük. Bunun acilen yaygınlaştırılması gerekmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Yaş kayısıda soğuk hava depoları olması lazım. Soğutuculu kamyonlar olması lazım. Çünkü kayısı, dalından koptuğu an bozulmaya başlıyor. Bunun dalından koparılır koparılmaz mutlaka soğutucu sistemi bulunan kamyonların içerisinde soğutmaya alınması ve soğuk hava depolarına konulması lazım. Alt yapının oluşturulması şart. Bir de Malatya`da bu işe kafa yoracak insanların artması gerekiyor. Yok demiyorum, var ama yetersiz. Bizim için yurt içi pazar önemli ama asıl hedefimiz yurtdışı olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere`de, Amerika`da, Almanya`da, Fransa`daki marketlere girmesi gerekiyor. Şu göz ardı ediliyor. Mesela Washington dendiği zaman portakal olduğunu anlıyoruz değil mi? Neden Amerika`daki en ünlü mağazada, Beydağı ismi, Anadolu ismi, Malatya ismi marka olmasın ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Talep sorunu yok değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Tek sorun organize olamamak. Bizim bu işe biraz daha önem vermemiz gerekiyor. 1975-76-77`de Malatya`da kayısı ihracatının filizlenmeye başladığı yıllarda 3-4 bin ton kuru kayısı ihracatından bugün 2007 yılı itibari ile 106 bin ton kuru kayısı ihracatına ulaşılmış ve 239 milyon dolar Türkiye ekonomisine para girmiş. Biz 1 kg çekirdek ihracat etmezken, bugün 15 milyon dolarlık çekirdek ihraç etmişiz. Buradaki lokomotif Malatya ve İzmir`deki ihracatçılar. Devlet katkı sağlamış ama bu insanlar bunu da başarmışlar. Onlara çok da fazla haksızlık yapmayalım. Biz farklı bir şey söylüyoruz. Bu yeterli mi? Hayır. Kuru kayısıdan elde ettiğimiz başarıyı zor olmakla birlikte yaş kayısıda da gösteririz. 250-300 milyon dolarlar bir çırpıda 500 milyon dolara çıkabilir. İhracatçılar kuru kayısıyı ihraç etmeyi başarmış. Bizden faydalanıyorlar mı? Biz basın yoluyla elde ettiğimiz her bilgiyi insanlara duyuruyoruz. Eğer bizden ayrıca bilgi talep ederlerse elimizden geleni de yapmaya hazırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru kayısıda da son zamanlarda biliyorsunuz aşırı kükürt sorunu çıktı. Malatya`da gün kurusu da, kükürtlü kayısıda satılıyor. Biz şuna hazır olmalıyız artık. Dünyada organik ve natürel ürünler ön plana çıktığı bir dönemde insanların kükürtlü kayısı tercih etmeme hakları var mı? Var. Yemiyorum dediği zaman kim ne diyebilir? Kimse bir şey diyemez. O zaman biz gün kurusunu da, organik kayısıyı da üreteceğiz. Kim neyi tüketiyorsa onu alacak. Malatya`da bir firma reçel de, marmelat da üretiyor. Tatlısını yapıyor. Helvasını yapıyor. Pekmezini yapıyor. Malatya`da bu işe gerçekten kafa yoran insanlar var. Biz bu işe sadece üniversite olarak çalışmıyoruz. Tarım İl Müdürlüğü, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve birçok kurum var. Biz üniversite olarak bir misyonu üstlenmişiz. Üniversite, akademik ve bilimsel bilginin en zirve noktasıdır. Biz çok şey yaptık demiyoruz ama yapacağımız çok şey var. Bunların belki ihracatı, ciroları milyon dolarlara ulaşabilir. Bunları dünyaya tanıtmada, marka haline getirmede sorunlarımız var. Bu iş Malatya`da yerel medyaya reklam vermekle olmaz. İstanbul`daki dünyanın başka yerindeki adam da bilecek. En iyi reklam da tattırmaktır. Yedirebildiğimiz ölçüde en iyi reklamı yapmış oluruz. Aralık ayında Şili`den de kayısı geliyor. Bizim bu çalışmamıza Şili ve Güney Afrika`daki şirketlerden daha fazla ilgi gösteriliyor. Daha fazla takip ediliyor. Çünkü Güney yarım kürede hasat Kasım ayında başlıyor ve Ocak ayına kadar devam ediyor. Eğer bu kayısıları adapte edebilirlerse Şubat ve Mart ayında insanlara kayısı yedirebilecekler. Düşünün yani, Şili`deki bir insan bizim buradaki kayısıyı takip ediyor. Bizim de artık oturup biraz düşünmemiz lazım. Bizim 50-100 tane doktora master öğrencisinin olduğu, dünyada kayısı dendiği zaman, Kayısı Araştırma Enstitüsü denilebilecek, her türlü analizin, her türlü araştırmanın her türlü bilimsel çalışmanın yapıldığı, bir Kayısı Araştırma Enstitüsü`ne ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Enstitü`nün kurulması için elbette girişimleriniz ya da alt yapı hazırlıklarınız vardır. Yakın bir süre içinde enstitü kurulabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Tabiî ki. Şu anda mevcut olan siyasi irade, karar aldığı zaman bu bir yıl içinde kurulur. Ben inanıyorum ki Malatya`da Kayısı Enstitüsü kurulduğu zaman çok yakın zamanda çok güçlü bir enstitüye dönüşebilir. Bizden çok daha iyi, bilimsel anlamda çok iyi çalışmalara imza atan insanlar var. Biz Amerika`daki ünlü bir profesörü Kayısı Enstitüsü`ne getirip 6 ay çalıştırabiliriz. Parasını verip çalıştırırız. Bu imkanlara ancak böyle bir kurumda sahip olabiliriz. Biz Türkiye ve Malatya olarak 15 Mayıs`ta kayısı hasadı yapıp dünyaya taze kayısı sunabiliriz. Bizim bu potansiyelimizi daha güzel kullanalım diyoruz. Bunun için kafa yoran insanlara büyük ihtiyaç var. Çünkü birlik olunca güçlü olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Peki bu ıslah edilen kayısılar ne zaman yaygınlaşır? Çiftçi ne zaman üretimine başlayabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Islah çalışmaları çok uzun yıllar sürer. Biz ıslah çalışmalarına 2001 yılında başladık. İlk sonuçlarını almaya başladık. Normalde ıslah çalışmaları 20-30 yıl sürer. Bizim hayalimiz şudur: Öğrencilerimiz ve bizden sonra gelecek nesiller bitirmeyecektir, devam ettireceklerdir. Biz bugün Ekim ayında olgunlaşan dedik ama yarın belki birisi çıkacak diyecek ki `Neden kayısı şeftaliden büyük olmasın`. Yani bu çalışmaların sonu yok. Hedefler değişecek. Bizim geliştirdiğimiz erkenci ve geç olgunlaşan kayısılarımız var. Birde şöyle bir konu var. Bizim koleksiyon bahçemiz bulunuyor. Biz bunları önce Tarım Bakanlığı`na tescil ettireceğiz, ondan sonra Malatya`daki tüm üreticilerimize, aşı kalemini ya da cüzi bir ücret karşılığı fidanını vereceğiz. Şu anda tescil ettirmediğimiz için böyle bir üretim aşaması yok. Ben inanıyorum ki bizim geliştirdiğimiz kayısılar Malatya`da her kayısı bahçesinde en az bir tane numune olarak bulunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Malatya kayısısı tat olarak da dünyadaki diğer kayısılardan çok farklı. Daha lezzetli deniliyor. Bizim kayısılarımızın bu özelliği ile ilgili araştırmalarınız da var sanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Bizim Çukurova Üniversitesi ile ortak bir çalışmamız var. Mesela Malatya kayısısını Ticaret ve Sanayi Odası tescil ettirdi. Coğrafi tescil işaretini aldı. Coğrafi tescil işaretinde çok önemli bir faktör vardır. Aromatik bileşikler. Çukurova Üniversitesi ile birlikte TÜBİTAK destekli bir proje yürütüyoruz. Malatya kayısıları ile yabancı kayısılar arasında aroma bileşikleri bakımından farklılıkların bilimsel ispatını yapıyoruz. Bu proje devam ediyor. 2009 yılında sonuçlanacak. Biz o zaman diyeceğiz ki Malatya kayısısının bilimsel olarak farkı şu şu aroma bileşiklerinin fazla olması. Veya diğer kayısılarda olmayan aroma bileşiklerinin Malatya kayısılarından fazla olması. Yani bilim sonsuz bir derinlik. Bilimde yeter ki çalışacak eleman olsun. Çalışılacak konu çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Şimdi kayısının yan ürünlerinin geliştirilmesi tüketimini ve pazarını arttıracağı kesin. Ancak ülkenin genel ekonomik şartlarında yeni bir fabrika ya da tesis kurmanın önünde başka engeller var. Üretim maliyetlerinin yüksek olması bu anlamdaki yatırımların gecikmesine bir neden midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi imkansız denilen bir şey yoktur. İmkansızlık bir zamanın değeridir. Mesela 50 yıl önce Ekim-Kasım ayında Malatya`da kayısı dalından koparılacak deselerdi, insanlar imkansız derdi. Ama bugün bakın kayısı Ekim ayında dalından koparılıyor. Demek ki imkansızlık denilen kavram zamanla ilgili. Şimdi Fransızlar eğer 50 bin ton yaş kayısı satıp 100-150 milyon dolar para kazınıyorsa biz neden yapmayalım? Engeller var mıdır? Mutlaka vardır. Teşvikler verilmelidir. Kayısı, fındık gibi Türkiye`nin özel bir ürünüdür. Siz Malaya olarak dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 85`ine sahip olursanız bunun birde prestij özelliği vardır. Dünyadaki bir üründe tekelsiniz. Biz o zaman kayısıya özel destekler vererek, çiftçiye, tüccara, bilim insanına destekler vererek şu güzellikleri arttıralım. Birçok insan güzel şeyler üretsin. O zaman bunları Türkiye`de böyle ürünleri özel desteklerle desteklememiz gerekiyor. Malatya`ya hastalık için dışarıdan fidan getirilmesini kesinlikle engellememiz gerekiyor. Yaş kayısı ihracat edemiyorsak, sebeplerini öğrenip sorunları çözmek için daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. Ben şuna inanıyorum. Malatya`da 10-20 bin ton yaş kayısı ihraç edilmeye başlanırsa, belki 10 sene, 20 sene sonra 50-100 bin ton ihraç edebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Soğuk hava deposu ihtiyacımız nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Malatya`da soğuk hava deposu inanılmaz ihtiyaç. Örnek vereyim. Isparta`da elma olduğu için 300 bin ton kapasiteli soğuk hava deposu var. Malatya`nın soğuk hava deposu peynir ve süt ürünleri için kullanılan belki 2-3 bin ton. Meyve için kullanılan belki bin ton bile yok. Yaş kayısı ihracatı ve organik kayısı için soğuk hava deposu şart. Gün kurusu için soğuk hava deposu şart. Bence bu bir geçiş dönemi. İnsanlar önümüzdeki süreçte bütün buları görecek. Önümüzdeki yıllardan ben umutluyum. Bir de Malatya`daki şirketlerin yapısı değişiyor. Şirketlerin başına torunlar geliyor. Ve torunlar biraz daha eğitim sürecinden geçecekleri için onların ikna olması, bazı şeyleri görmesi daha kolay olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Şimdi son yıllarda kayısıdaki kükürt oranı tartışılıyor ve ihracatçı en fazla 2000 ppm olması gereken bu kükürt oranının kendilerini zora soktuğunu söylüyor. Gerçekten 2000 ppm oranının altında kalan kuru kayısının dayanıklılığı nedir? Soğuk hava deposu olmadan en fazla ne kadar saklayabilir? Renk değişimi, bozulma olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi bizim Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği ile birlikte Devlet Planlama Destekli bir projemiz var. Bu sorunun cevabına ilişkin olarak. Biz 500 ppm, 1000 ppm, 2000 ppm kayısıları normal ve soğuk hava depolarında muhafaza ediyoruz. Meydana gelen renk değişimleri, kararmaları analiz etmeye çalışıyoruz. Şu ana kadar elde ettiğimiz sonuç şu: Kayısıları &lt;a href="http://www.akillikasa.com/"&gt;muhafaza etmek&lt;/a&gt; için illa ki 4 derecelik bir soğukta muhafaza etmeye gerek yok. Kritik sıcaklık sınırı 20 derece. 20 derecenin üzerinde beklettiğiniz zaman hem kükürt kaybı meydana geliyor, hem de kararmalar oluşuyor. Zaten 2000 ppm ütopik bir sınırdır. Hiçbir kayısının 2000 ppm kükürt oranında tutturulması mümkün değildir. Bu rakamın altında olacak. Şimdi 2000 ppm oranında kükürt verilmiş bir kayısıyı uzun süre muhafaza edebilmek için soğuk hava deposunda tutmamız şart. 3 veya 4 ayda elinizden çıkarmanız gerekiyor. Lisanslı depoculuğun artık Malatya`ya girmesi gerekiyor. Malatya`da kayısı borsasının olması gerekiyor. Malatya 1930`larda da kayısı ihraç ediyordu. O yıllardaki pazarlama teknikleri bugün geçerli değil. Farklı bir şeyler yapmalıyız. Bizim şu anda kükürtten vazgeçmemiz mümkün olmayabilir ama 10 veya 20 yıl sonra şu anda yüzde 90`ın kükürtlü, yüzde 10`u gün kurusu ise bu dediğim gibi belki bir 20 yıl sonra yüzde 50`si gün kurusu ise yüzde 50`si kükürtlü olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Evet reklam ve tanıtıma gelmek istiyoruz. Kayısının önündeki en büyük engellerden birisi de tanıtım. Bugüne kadar ciddi bir reklamı da yapılmadı. En son Ticaret Borsası bir reklam yaptı. Öncelikle bu reklamı nasıl değerlendiriyorsunuz ve tanıtım ile ilgili neler yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Bu reklam bir ilk. Yani Televizyon kanallarına yönelik olarak bir ilktir. Ben tebrik ediyorum kendilerini. En azından bir uğraş vermişler ve ilk olarak bir reklam yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bana göre kayısını çözülmeyecek sorunu yok. En önemli sorun ki; bunun altını çizerek söylüyorum, sorunun çözümünde samimi olmak. Yani samimi olacağız. Biz hangi sorunu çözmek istiyorsak o sorunu çözme konusunda samimi olacağız. Yoksa kayısının çözülmeyecek sorunu yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünün ki hem meyve olacak, hem de onu kuruttuğunuz zaman 5 yıl muhafaza edeceksiniz. Üstelik biz bu konuda dünya tekeliyiz. Hala biz bu ürünü değerlendiremiyorsak, hala bu üründen kazanmamız gereken parayı kazanamıyorsak bir eksiklik yapıyoruz demektir. Bana göre eksiklik şudur: Fonda, Kayısı Birlik`te, İhracatçı Birliklerinde, Kayısı Araştırma Enstitüsü`nde samimi değiliz. Yoksa kim destekleyecek bunu? Kim para kazanırsa o destekleyecek. İhracatçı da, üretici de destekleyecek. Örneğin üretici ile biz konuştuk. Üretici diyor ki, `Biz inanalım, bu paranın tanıtım için harcanacağına inanalım, biz para veririz. Para veremezsek kayısı veririz.`&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı Tanıtma Vakfı, 1987 yılında 200 YTL sermaye ile kurulmuş. Bugün ki sermayesi ne kadar? Tahmini olarak 40-50 bin YTL`dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfın başkanı kim? Vali bey. İkinci başkan Belediye Başkanıdır. Bunlardan daha güvenilir bir kimse var mıdır? Eğer biz bu vakfın sermayesini 1 milyon YTL`ye ulaştırmazsak zaten çok ciddi bir şey beklenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz şunu söylüyoruz. Hiçbir zaman fındık kadar şanslı olmadık. Çünkü fındık Türkiye`nin şanslı ürünüdür. Bakın Kayısı Birlik kapatıldı mı ne oldu bu tam bilinmiyor ama devlet hazine yardımı ile, Toprak Mahsulleri Ofisi yoluyla 100-150 bin ton fındık alıyor. O zaman sen ona 500 milyon YTL para vereceksin, kayısı için hiçbir şey yapmayacaksın. Burada bir haksızlık yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`de şu soruyu sormak lazım. Kayısı Birlik yanlış yönetilmiş olabilir, eksikleri olabilir ama o zaman onu denetleyerek bu yanlışlıkların önüne geçilmesi gerekiyordu. Bakınız Türkiye`nin her yerinde Türkiye`ye yön veren Malatyalılar varken, Malatya`da bu kayısının böyle olması üzüntü verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyayı iyi kullanmak tanıtım için önemli. Türkiye`de çok sayıda yerel televizyon var, yerel televizyon birlikleri var. Bunların reklam spotlarında yer almak çok önemli ama bizim için hedef yurt dışı olmalı. Tanıtım derken, bizim kastettiğimiz tanınmış bir insanın çıkıp da televizyonlarda birkaç söz etmesi değil, bu etkili bir yöntemdir ama çok pahalıdır. Amerika`da ünlü bir televizyona gidip de öyle bir reklam vermeye kalksanız 10 milyon dolar para isteyecek. Malatya`nın böyle bir parayı vermesi mümkün değil. Ama biz daha ucuz fiyatlara bunları yapabiliriz. Sadece bu işe kafa yorulması yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şunu da söylemek gerekiyor. Her şeyi biz yaptık demiyoruz. Ya da Malatya`da hiç kimse hiçbir şey yapmıyor da demiyoruz. Haksızlık olur. Sadece biraz daha fazla kafa yormamız gerekiyor. Biraz daha samimi olmamız gerekiyor. Yoksa kayısının çözülmeyecek hiçbir sorunu yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Vakıf konusundaki çalışmaların yetersizliğinden bahsettiniz. Bu parasal yetersizlikten kaynaklanıyor değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Şimdi Vakfı Rahmetli Özal kurmuş. Malatya`ya hediye etmiş. 200 YTL sermaye ile kurulan bir vakfın sermayesini 1 milyon YTL`ye ulaştıramamışsak aradan geçen 21 yılda, bizim şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz lazım. Bakınız 1987 yılında 200 YTL. 21 yıl geçmiş bugün 40-50 bin YTL. Haliyle burada bir tuhaflık var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIŞ: Kayısı konusu, çok geniş bir konu. Eklemek istediğiniz şeyler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAM MURAT ASMA: Az önce söylediklerimi tekrarlamak istiyorum. Elbette güzel şeyler yapılıyor. Ama yetersiz diyoruz. Malatya`da yaşayan herkes için kayısı çok önemli. İmkanlar kısıtlı, ama kısıtlı imkanlar içinde de güzel şeyler yapılıyor. Bu kadar kısıtlı imkanlar içinde güzel şeyler yapılabiliyorsa, inanıyorum ki Kayısı Enstitüsü, Mevcut Kayısı Araştırma Merkezi`nin 8-10 tane hocası, personelinin artması bütün çalışmaları daha ileri aşamaya getirecek. Tabi bunun için üniversitenin kadro konusunun çözülmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar samimi olarak isterlerse bu iş çözülür.&lt;br /&gt;2008-09-22 &lt;a href="http://www.malatyaguncel.com/"&gt;www.malatyaguncel.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-7790568753801415167?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/7790568753801415167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=7790568753801415167' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7790568753801415167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7790568753801415167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/11/kaysda-sorun-zlr-yeter-ki.html' title='Kayısı`da sorun çözülür yeter ki...'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-3866432890724694820</id><published>2008-11-11T00:13:00.000-08:00</published><updated>2008-11-11T00:16:12.855-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kayısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MALATYA'/><title type='text'>Malatya Kayısı</title><content type='html'>Malatya; güneşi, suyu, çalışkan insanıyla doğuyla batının ortasında bir vahayı andırır. Malatya da yeşilin her tonunu, suyun bütün renklerini görmek mümkündür.&lt;br /&gt;Malatya; tüm tarihsel birikimlerinin yanında dünyada asıl bir ürünüyle gönülleri fethetmiştir.&lt;br /&gt;KAYISI&lt;br /&gt;Malatya kayısısının hikayesi de Tadı kadar ilginç. Türkistan, Orta Asya, ve Batı Çini içine alan bir coğrafya kayısının anavatanı iken Yaşanan tarihsel süreçle kayısı Anadolu ya, Malatya ya ulaşmış ve asıl aşk hikayesi o zaman başlamış.&lt;br /&gt;Güneş Malatya toprağını sevdi, Toprak suyunu sevdi ve beklenen sevgili Orta Asya dan geldi. Malatya da kayısı güneşle suyun en güzel dansıdır. Ürünü tüm dünyaya sunulan.&lt;br /&gt;Elbette her ürün emek ister, sevgi ister, İşte tamda bu aşamada çalışkan gururlu Malatya insanı devreye girer. Bir dünya markasına sahip olmanın verdiği sorumluluk kayısı üretiminin her aşamasında gözlenebilir.&lt;br /&gt;Kayısı Malatyalının sadece ekmek parası değil, onurudur dünya piyasalarında. Bu amaçla sorumluluk alan ticari, bilimsel kuruluşların yanında sivil toplum kuruluşları da birbiri ardına açılmaya başlamış.&lt;br /&gt;Malatya Kayısı Araştırma, Geliştirme ve Tanıtma Vakfı da 1987 yılında bu ihtiyaçtan hareketle kurulmuş. En büyük mülk-i amiri valisinden belediye başkanına ihracatçısına kadar bir çok kurumu bir araya getiren vakıf kayısının yarını için bir çok projeyi art arda hayata sokmakta.&lt;br /&gt;Kayısı için Malatya neyse Malatya için kayısı odur. Yaşamsal öneme sahip. Daha ilk baharda başlar kayısının coşkusu Malatya da birden bire bütün Malatya çiçek olur umut olur geleceği simgeleyen. İlk adımı kayısı atmıştır sonrası üreticiye düşer Kayısı için Malatya için çalışmak, çalışmak, çalışmak. Üreticinin emeği suyla desteklenirken çok geçmez güneşte ışıklarını esirgemez bu süreçte.&lt;br /&gt;Daha ilk kayısılar kendini dalda gösterdiğinde Malatyalıları tatlı bir telaş alır. Çünkü tüm dünya her yıl olduğu gibi yine en güzel aromasıyla Malatya kayısısını bekliyor. Kayısı olgunlaştığında Malatyalının başını kaşıyacak vakti yoktur artık. Kendilerini temsil edecek kayısı en kısa zamanda dünya piyasalarına yetiştirilmelidir. Bazen teker teker toplanır, Bazen alta serilmiş hasırlara iner kayısı asla zarar verilmeden. Vedalaşmadan önce son kez kayısılarla poz verir Ali dayıda, Ayşe ablada gururla.&lt;br /&gt;Yaş olarak piyasalara sunulacak kayısı asla bekletilmez. Doğrudan firmalara ulaştırılır. Malatya kayısısını marka yapan beklide doğrudan bu süreçtir. Her ihracatçı firma Kayısının doğru zamanda doğru yerde olması için çalışır. Hızlı bir süreçtir bu.&lt;br /&gt;Bahçeden gelen kayısı önce soğuk hava depolarına alınır. İstenilen soğukluğa gelen ürün vasfına göre kutulanmaya başlar. Bu süreçte görev alanların çoğunluğu kadındır. Onlar için kayısı çeyizdir, dikiş makinesidir, okullarının devamıdır. Paketlenen kayısılar tekrar soğuk hava depolarına konularak yolculuğa hazır hale getirilerek alıcılarına ulaştırılır.&lt;br /&gt;Malatya kayısısının dünyanın geneliyle buluşması asıl kuru kayısı ve yan ürünleri şeklinde olur. Kuru kayısı için bahçelerden toplanan ürünün tek tek çekirdekleri çıkarılır. Kayısı çekirdeği diğer meyvelerde olduğu gibi boşa gitmez oda ayrı bir lezzet ayrı bir sağlıktır.&lt;br /&gt;Sadece bilenleri damak tadına hitab eden naturel güneş kurusu dışında kayısılar tüm gelişmiş ülkelerin belirlediği oranda dayanıklılığı artırmak için kükürtlemeye girer. Tekrar güneşle baş başa bırakılan kayısılar için en hüzünlü an gelmiştir. -Artık yollara çıkma vaktidir.&lt;br /&gt;Kayısı Malatya yı, Dünya Malatya kayısısını sevmiştir. Ve kayısı Malatya nın kalitesinin de göstergesidir aynı zamanda. O yüzden her firma kendi laboratuarında üretimin her aşamasında ürünlerini test eder.&lt;br /&gt;Malatyalı için insan sağlığı her şeyden önce gelir. Satışa sunulacak tüm ürünler Malatya Ticaret Borsası tarafından bir kez daha tescil bazında denetlenir. Tüm dünya piyasalarına gidecek kayısı Malatya yı , Türkiye yi hak ettiği gibi temsil ediyor mu diye. Malatya ticaret borsası bu anlamda belki de Türkiye nin en katı kurumları arasında yer alır. Borsa laboratuarlarında da olumlu raporları alan ürünler düşer düşer dünya yollarına.&lt;br /&gt;Peki nedir Malatya kayısısını bu kadar vazgeçilmez kılan.&lt;br /&gt;AROMA, LEZZET, SAĞLIK&lt;br /&gt;Hacı Halil oğlu, Kaba aşı, Şekerpare, Yeğen, Paşa mişmiş gibi türleri bulunan kayısı bütün dünya damak tatlarına hitap etmektedir.&lt;br /&gt;Kayısı bir çok yan ürünüyle de farklı pazarlar yaratmaktadır. İşlenmiş kayısı, Dondurulmuş kayısı, Kayısı konservesi, pulpu ve nektarı, Kayısı meşrubatı, jöle, Reçel, Marmelat ve Kreması, Turşusu ve pestili, Kayısı pastası ve dondurması yan ürünlerden ilk akla gelenleri.&lt;br /&gt;Bilimsel olarak üretilen kayısının İnsan sağlığına bir çok yararı da tespit edilmiştir. Yeterli miktarda kayısı tüketilirse beynin çalışması düzenlenir, Karaciğerdeki tahrip olan bölümlerin tamiri hızlanır, Kemik ve dişleri çok daha fazla kuvvetli olmasında önemli rol oynar,&lt;br /&gt;Mide ve on iki parmak ülserinin gelişmesine engel olur, Böbreklerde taş oluşumunu azaltır, Kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir ve üreme faaliyetlerinin artmasını sağlar.&lt;br /&gt;Malatya dünyaya karşı sorumluluğunun bilincinde. Üreticisi, İşleyicisi, Borsası, Vakfı dünyaya karşı sorumluluğunu yerine getirebilmek için gece gündüz çalışmakta. Tüm dünya tüketicileri işte bu yüzden Malatya kayısısı ve yan ürünlerini gönül rahatlığıyla tüketebilmektedir.&lt;br /&gt;Ve bu rahatlıkla tüm Malatya dünyaya dağılan her ürününe gururla ; Made in turkey, Made in Malatya damgasını vurmakta. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.emismis.com/?page=trnews"&gt;News&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;Kayısı Malatya'yı öldürüyor mu, güldürüyor mu?        PDF         Yazdır         E-posta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan: Administrator, Tarih: 31-07-2008 21:30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okunma Sayısı : 531   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beğenilme : 21&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınlama yeri : Köşe Yazarları, M. HAYRETTİN ABACI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı... Malatya'mızın bu asıl ve asil, özel ve güzel ürünü,İnsanın sağlığı için en yaralı ,en tatlı besin, Malatya'yı öldürecek mi, güldürecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldürebilirler de, güldürebilirler de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su çöl sıcağında, toprağı cayır cayır yakan kuraklık oratmında, binbir çile, sıkıntı, zorluk için de çabalayıp durarak, ürettiği ürünün geleceği için de pek ümitli olmayarak, katlandığı zorluğun karşılığını alamayacağından kaygı duyarak kayısı bahçesinde ter döken, yorulan, kavrulan sevgili hemşehrilerimin, görebildiğim kadarıyla şu sıra da hiç huzuru, neşesi, keyfi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Malatyalılar, herşey kendiliğinden olur sanarak, gereken başka girişimlere yan çizerek, dağı taşı, her köşe bucağı kayısı ile donattık. Gerçi kötü etmedik, ama durumun bu günkü görünüme göre iyi olduğunu söylemek de yerinde olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sırada kayısının üreticisine getirisi ile götürüsü başabaş bile değil. Üreticinin döktüğü ter, yaşadığı gerilim de cabası... Kıyısının sorunlarını etraflıca karşılayan, üretimi kolaylaştıran ve değerlendiren bir teknik ve yöntem bulup yaygınlaştırmak için, yeterince etkin ve derin bir çalışma, üreticinin katılımını sağlayan, kitleye ulaşan bir girişim odağı yok. Bunun için gerekli politik çalışma, göstermelik bazı beyanların dışında hiç yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun çözümlenmesi için bugün burada öneri yapmak yerine tam yirmi yıl önce Yeşilova adlı gazetenin 28 Mart 1988 tarihli, 14. sayısında “ kayısı Malatya'yı öldürecek mi? Güldürecek mi?” başlığı ile yayınlanmış bir yazımızı aynen tekrar sunuyoruz. Lütfen buyurur musunuz, ayıraçtan sonraki bölüm bu yazıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;xxx xxx xxx&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALATYA’DA “Kayısı araştırma enstitüsü kurulmalıdır, kayısı üreticisi örgütlenmelidir, üretici maddi yönden desteklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı Malatya’yı Güldürecek mi? Öldürecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya’mızda meyve fidanı satılan Pazaryerinde geçen yılın kasım ayı ortalarından bu yana, kışın çok soğuk ve yağışlı günleri dışında çok canlı şekilde fidan, özelikle kayısı fidan alış verişi sürüp gitmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen her gün binlerce kayısı fidanı pazara getiriliyor. Mevsimlik fidan satışının en az iki milyon olacağını rahatça söyleyebiliriz. Bu sadece bu yıl böyle değil. Yıllardan beri durum bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir coğrafya profesörü'nün yazdığı gibi Malatya’da kayısı kendi öz yurdundadır. Malatya kayısıları dünyanın en iyi kayısıları arasında yer almaktadır. ( bkz. Prof Ali Tanoğlu, Malatya dolaylarında coğrafi geziler. Türk Coğrafya dergisi sayı 5-6 sayfa 65, Ankara 1944 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle yani çok iyi yetiştiği için Malatya’da kayısı zaten öteden beri çok sayıda kayısı var. Fidan satışının bu derece canlı ve yoğun oluşundan da anlaşacağı üzere 5-10 yıl içinde daha çok önem kazanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya’nın ve yöreleri'nin hangi yönüne doğru giderseniz gidiniz, yollar boyunca çok defa tel örgülerle çevrilmiş çok geniş alanları kayısı bahçesi haline getirmekte olduğunu görürüsünüz. Bu bahçeler için büyük masraflar yapılmakta, toprağa canla başla emek verilmekte, umut bağlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, ister istemez akla gelen bir sorun da çıkıyor ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı Malatya’yı güldürecek mi? Öldürecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya güldürecek ya öldürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin güldürecek? Nasıl öldürecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı bahçeleri iyi kurulur, iyi bakılır, teknik ve bilimsel yöntemler uygulanarak çok verimli hale getirilirse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı alıcı ülkelerin piyasalarının ön gördüğü nitelikte, temiz, az kükürtlü doğal renk ve aroması korunarak kurutulursa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru kayısının dış satışının devamlı artması için gerekli koşullar sağlanır ve önlemler alınırsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kuşkunuz olmasın Malatya’mızın bu özel ve güzel, asli ve asil meyvesi yüzümüzü güldürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Malatya gülecektir. Bitmez tükenmez bir hazineye kavuşmuş gibi olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı bahçelerinin ve giderek kayısı ürünün çoğalmasına, bolaşmasına karşın malın kalitesi bozulursa, kalitede üstün bir düzen tuturulamazsa bahçelerde çeşitli hastalıklar boy gösterirs, daha doğrusu şimdi varolan hastalıklar daha yoğunlaşırsa, bunlara karşı gerekli önlemler çok titiz ve gerekli şekilde alınmazsa, üretici örgütlendirilip güvenceli bir duruma getirilmezse ürünün dış piyasalara daha çok gitmesini tulmasını sağlayacak yol, yordam araştırılmazsa, kayısının etkili bir tanıtımı yapılıp bunun besin değeri tüketicilere iyice anlatılıp duyurulmazsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kuşkunuz olmasın kayısı, Malatya’yı öldürecek demektir. Bunca emek bunca masraf boşa gitmemiş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz yetişmiş ağaçlarla dolu kayısı bahçelerinin sökülüp ağaçların odun niyetine satıldığı, yıllarca hiç ürün alınamadığı, alınan ürünün bir gramının satılması dönemleri de biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya'da kayısıcılığı halkın bir bakıma gelişi güzel, el yordamı ile yaptığı girişimlere bırakmak doğru olmaz. Kayısıyı bilimin ve tekniğin ışığı ve yol göstericiliği ile yetiştirip, gene o şekilde değerlendirmeliyiz. Böyle yaparsak kayısı sadece Malatya için değil, memleket ekonomisi için de çok değer taşıyan bir nitelik kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünülsün ki, bu yıl Yeni Zellanda'dan, B.Almanya'ya Amerika'dan, İzlanda'ya kadar, yani dünyanın dört köşe ve bucağında tam 37 ülkeye kuru kayısı satışı yapılmıştır. Bu hemen her yıl böyledir. Kuru kayısı hemen her tarafa gider. Bu derece yaygın dış pazarı olan bir mala herhalde çok önem vermek, onun üretimine bir an önce çok artırmak gerekir. Bunun için ne yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda bizim birkaç önerimiz var, sıralayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Malatya'da kayısı araştırma enstitüsü kurulmalıdır. Biz 1969 yılından beri yazdığımız pek çok yazıda hep bunu önerdik. Allahın bir kulu çıkıpta “Enstitü gerekmez demedi”. Ancak nedense enstitüde bir türlü kurulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi burada en gür sesimizle birkere daha adeta yırtınarak haykırıyoruz,sesimizi ilgililerin, yetkililerin mutlaka duymasını istiyoruz. Malatya'da kayısı araştırma enstitüsü kurulmalıdır. Hemen kurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yalnız Malatya'ya hizmet değil, memleket ekonomisine de çok büyük bir katkı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kayısı üreticisi ciddi ve etkin bir şekilde örgütlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kayısı üreticisi mali ve maddi yönden desteklenmelidir. Çiftçiyi Ziraat bankası desteklediğine göre, bu bankanın Malatya ve yöresindeki kayısı üreticisine gerekli ve yeterli desteği uyum içersinde,hıslı biçimde sunabilmesi için Malatya'da Ziraat Bankası Bölge Müdürlüğü kurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısıya yapılan yatırım boşa gitmeyecektir. Çok verimli olacaktır. Kayısıcıya verilen kredi olmayacaktır. Bu önerilerimiz dikkate alınırsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı için yapılacak yatırım her ne olursa olsun konuya bilimsel yaklaşılırsa kısa sürede kat kat verimli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya'nın toprağına güvenelim, &lt;a href="http://www.malatyayenigun.com/index.php?Itemid=54&amp;amp;id=1388&amp;amp;option=com_content&amp;amp;task=view"&gt;Malatya’nın kayısısı&lt;/a&gt;na destek olalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-3866432890724694820?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/3866432890724694820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=3866432890724694820' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/3866432890724694820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/3866432890724694820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/11/malatya-kays.html' title='Malatya Kayısı'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-6068958521908019330</id><published>2008-02-12T03:42:00.000-08:00</published><updated>2008-02-12T03:44:18.600-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='malatya tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarihi gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MALATYA'/><title type='text'>MALATYA Tarihi</title><content type='html'>&lt;h3 style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;     &lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;MALATYA ADININ ASLI&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Malatya, kuruluş ve isim      itibariyle başlangıçtan zamanımıza kadar büyük bir değişikliğe uğramadan      gelen Anadolu şehirlerinden birisidir. Kültepe vesikalarında "Melita"      şeklinde görülen Malatya'dan Hitit vesikalarında "Maldia" olarak      bahsedilmektedir. Asur lmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide,      Melid, Milid, Milidia olarak geçmektedir. Urartu kaynaklarında ise Melitea      denilmektedir. Malatya kelimesinin Hititçe "bal" anlamana gelen "Melid"den      türediği anlaşılmaktadır. Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri, bir      öküz başı ve ayağı ile ifade edilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.malatya.gov.tr/malatya/malatya_adi.htm#_ftn1" name="_ftnref1" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;Eski çağ coğrafyacılarından Strabon (M.Ö. 58- M.S. 21)      Malatya'yı sürekli "Melitene" adı ile zikretmiştir. Kesin olarak yerini      vermediği geniş bir alan içerisinde "Kataonia" ile Fırat Nehri arasında      Kommagene sınırında Kapadokya Krallığı'nın (M.Ö. 280-212) on Valiliğinden      birisi olarak gösterir. Ona göre Melitene, Sophene (takriben bugünkü Elazığ      ile Fırat Nehri arasındaki bölgeyi ifade eder) nin karşısında kurulmuş bir      eyalet olduğu kadar kentleri bulunmayan bir bölgenin adıdır. Strabon'a göre      bu yöre; zeytin-üzüm ve meyva ağaçlarıy1a bezenmiş, Kapadokya'da bir benzeri      bulunmayan tek yerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;Pline'ye dayanarak Malatya'nın Asur kraliçesi      Semiramis tarafından "Meliten" adıyla kurulduğunu kayıt eder. Bu bilgi, daha      sonraki çalışmalarda aynen doğrulanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;Gelişen Maldia-Melite ne      (Malatya), Kalkomik çağdan beri iskan görmüş ve bugünkü Aslantapede 27      kültür katı bırakmıştır. Buradan 4 km. kuzeyde yer alan Battalgazi'ye M.S.      79-81 yıllarında Roma kralı Titus zamanında lejyon karargah olarak      taşınmıştır. Yine şehre bu dönemde de Melitene adı verilmiştir. Artık bundan      böyle bir şehir adı olarak bu isim kullanılmaya başlanacaktır. Roma şehir      surları bu dönemde yapılmaya başlamıştır. Burası Roma devrinde, Hudutlarının      korunması, coğrafi konumu ve jeopolitik önemi dikkate alınarak mühim bir      merkez olarak muhafaza edilmekteydi. Bizans döneminde de bu değerini siyasi      iktisadi bakımdan da korumuştur.&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.malatya.gov.tr/malatya/malatya_adi.htm#_ftn2" name="_ftnref2" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;Bizans-Arap mücadelesi sonucunda şehir" İslam      hakimiyetine geçmiştir. (M.S. 659) Bizans kaynaklarında da Melitene şeklinde      kullanılan Malatya şehir adı, Araplar tarafından, kadim şekline yakın bir      imla ile "Malatiyye" adıyla anılmaya başlanacaktır. Araplar, "Sugür EI-Cezeriye      "nin merkezi haline getirdikleri bu şehri aynı zamanda bölgenin en büyük ve      mamur bir beldesi yapmışlardır. Abbaslerden Harun Reşit döneminde (M.S.      786-809) "EI-Avasım" adıyla oluşturulan müstakil bir idari bölgenin merkezi      olma hüviyetini kazanır. Böylece Malatya, 1stanbul'a kadar uzanan Rum      kazalarının hareket üssü olma özelliğini de taşır. Bu merkezin bir diğer      özelliği ise Tarsus, Adana, Maraş şehirleri gibi Horasan'dan nakledilen      Türkler'in önemli bir yerleşim yeri durumuna gelmiş olmasıdır. Malatya'ya      çok eski zamanlardan beri çeşitli sebeplere bağlı olarak Türk yerleşiminin      olduğu bilmekteyiz. Bu bölgede Türk varlığı, Arap - Bizans mücadeleleri      sırasında ortaya çıkmıştır. Türkler, bu güzel ve önemli beldenin adını      değiştirmeyerek Araplardan aldıkları Malatya şekliyle günümüze      taşımışlardır. 11. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu bir Türk yurdu haline      gelmeye başlamıştır. Bu bölge de Türk-Bizans mücadelelerinin odaklaştığı      şehirlerden biri olmuştur. 1056-1101 yılları arasında birkaç defa el      değiştirmiştir. 1101 yılında Danişmenli Melik Muhammed Gazi'nin hakimiyetine      geçen Malatya, bir daha kayıp edilmemek üzere Türk Beldesi haline      getirilmiştir. Selçuklular döneminde "Vilayet-i Malatya" olarak anılan      şehir, bir üstünlük ve asalet ifadesi olarak "Daru'r-Rifa" (Saadet, mutluluk      yeri) olarak anılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 12.45pt;"&gt;     &lt;span style="color:#000080;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;Memlüklü devleti kaynaklarında, DulkadirIiler ve diğer      Türkmenlerle meskun olan Malatya ve havalisi için "İklim AI-Ozaria (Üzeyir      Ülkesi) lakabı kullanılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color:#000080;"&gt;     &lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;Osmanlılar döneminde aynı adla anılan şehirde , daha önce      belirtildiği gibi, 1838 yılında Osmanlı ordusu ikamet ederek kışlamıştır.      Yöre insanı Aspuzu bağları olarak bilinen yazlığa göç etmiş, orada      yerleşerek bugünkü şehir oluşmuştur. Malatya, günümüze modern bir yapılanma      ile gelirken asıl tarih çekirdeğini oluşturan Battalgazi (Eski Malatya),      yöre insanının deyimi ile "Aşağı Şeher”, bugün turistik bir ilçe olarak      varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler ışığında Malatya, isim olarak fazla      bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-6068958521908019330?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/6068958521908019330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=6068958521908019330' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6068958521908019330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6068958521908019330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/02/malatya-tarihi.html' title='MALATYA Tarihi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-4102517595622282525</id><published>2008-02-12T03:39:00.000-08:00</published><updated>2008-02-12T03:42:12.138-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kayseri Tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kayseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarihi gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kayseri resimler'/><title type='text'>Kayseri Tarihi</title><content type='html'>&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber22" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" height="2300" width="584"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="type5" align="justify" bg height="20" valign="top" width="785" style="color:#0080c0;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffffff;"&gt;&lt;b&gt;Kayseri Tarihi&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="473" valign="top" width="785"&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/eski%201.jpg" align="right" border="0" height="250" hspace="10" width="400" /&gt;&lt;br /&gt;                          &lt;/span&gt;                           &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İLK DEVİRLER&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt; Kayseri çevresindeki en eski yerleşim                             alanı , şehrin 20 km kuzey doğusunda bulunan Kaniş                            Höyüğüdür. M.Ö. 2800 tarihinden Hellenistik Çağa                             kadar önemini koruyan merkezde, eski Tunç Devri, Asur                            Ticaret Kolonileri  ve Hitit Çağları’ na ait bir çok                            belge bulunmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            Hititler’ den sonra bölge  Frig hakimiyetine geçmiş, daha ziyade Kızılırmak havzasında                            egemen olan frigler zamanında mazaka ön plana                             çıkmıştır. M.Ö 676 tarihinde Anadolu’ ya gelen                            Kimmerler ‘ in  Kaniş ve Mazaka’ yı tahrip ederek,                             Frig  hakimiyetine son verdikleri  tarihi  kaynaklarda                            belirtilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            Kaniş’ in önemini kaybetmesinden sonra,                            bölgenin kutsal dağı kabul edilen  Argaios ‘ un (                            Erciyes ) kuzey eteğindeki  Mazaka ön plana çıkmıştır.                            Kimmerler’ in Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’                            dan atılmaları  ile Mazaka , Lidya ve Med hakimiyetine                            girmiş ve devrin önemli ticaret merkezi olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            M.Ö 590 yılında Pers Kralı Kyros’ un Lidya                            Kralı Krisos ‘ u  yenmesi ile bütün Anadolu ile                            birlikte Mazaka da Pers hakimiyetine girmiştir. İran ‘                            dan bölgeye göç eden halk, kendi  ülkelerine                            benzettikleri  Argaios ( Erciyes )  ve çevresine                            yerleşmişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="460" valign="top" width="789"&gt;                           &lt;p align="justify"&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/eski3.jpg" align="left" border="0" height="250" hspace="10" width="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;KAPPADOKİA KRALLIĞI&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;  M.Ö 332 yıllarında Ariarathes I , ilk                            Kappadokia Kralı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir.                            M.S 17 tarihine kadar 349 sene hüküm süren bu                            krallığın başkenti Mazaka iken, Ariarathes  V                              zamanında şehrin adı Eusebia olarak değiştirilmiştir.                            M.Ö 8 yılı içinde tekrar bir değişiklik yapılarak ,                            Roma İmparatoru Ceasar ‘ ın adına izafeten CEASAREA                            ismi verilmiştir. O günden beri, 2000 senedir Kayseri                            ismi ile anılmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;h2 style="text-align: left;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;ROMA DÖNEMİ &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            M.S 193-211 tarihleri arasında şehir                            stadyumu yapılmış ve önemli Roma şehirlerinde olduğu                            gibi  bir çok yarışmaların merkezi olmuştur. Şehir                            surları ise ,  Roma İmparatoru Gordianus III zamanında                            ( M.S 241 ) yıllarında yaptırılmıştır.  Dördüncü                            yüzyılın başlarında halk tamamen  Hıristiyanlaşmış ve                            Kayseri bu dinin ilmi merkezi haline gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            Roma İmparatorluğunun Doğu ve Batı olarak                            ikiye bölünmesi ile , Kayseri doğuda  kaldığı  için                            Bizans Şehri olmuştur. Bizans zamanında Arap ve İran                            ordularının yaptığı İstanbul seferleri sırasında                            Kayseri defalarca işgal  edilmiştir.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="422" valign="top" width="785"&gt;                           &lt;p align="justify"&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/eski4.jpg" align="right" border="0" height="250" hspace="10" width="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="text-align: left;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;KAYSERİ ‘ NİN TÜRKLEŞMESİ&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;                           &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ‘ ın                            1071 tarihinde Malazgirt’ te  Bizans ordularını                            yenmesiyle Anadolu kapıları  Türklere açıldı. Bu                             tarihten 15 sene sonra , 1085 yıllarında Kayseri’ yi                            artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz.                            Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’ nin eski                            halkı olan Rum ve Ermeniler’ in birer mahallede                            toplandıkları , Çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş                            hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;            Şehir, süratle yapılan Camii, Han, Medrese                            , Hamam ve Çeşmelerle kısa bir sürede tam bir  İslam                            Şehri kimliği  kazanmıştır.  Bir müddet                            Danişmendliler’ e merkez olan Kayseri  özellikle                            Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubad  ( 1. Alaeddin Keykubad                            ) zamanında Türkiye Selçuklu Devletinin Konya ve Sivas                            ‘ la beraber üç başşehrinden birisi olmuştur.                            Danişmendi  ve Selçuklu yönetimleri  zamanında yapılan                            görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir ,                            Güllük Camii ve Hamamı , Hunat Külliyesi , Şifaiye –                            Gıyasiye Medresesi , Hacı Kılıç Külliyesi, Lala                            Muhlisiddin Camisi, Sahabiye Medresesi, Kale Surları                            ve Yoğunburç sayılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="310" valign="top" width="789"&gt;                           &lt;p align="justify"&gt;                           &lt;b&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/eski5.jpg" align="left" border="0" height="250" hspace="10" width="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;                           &lt;b&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;MOĞOL HAKİMİYETİ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt; Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi , Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’ da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri Valilerle Anadolu ‘ yu  denetleyen Moğollar , 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’ nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti , bütün gücünü kaybetmiş ve II. Mesud ‘ dan sonra dağılarak, yerini beyliklere bırakmıştır. ( 1308 )          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="274" valign="top" width="785"&gt;                           &lt;p&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/eski6.jpg" align="right" border="0" height="250" hspace="10" width="400" /&gt;&lt;b&gt;OSMANLI DÖNEMİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Fatih Sultan Mehmet zamanında , Gedik                            Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ ne son                            verilerek,  Karaman,  Konya ve Kayseri Bölgeleri                            Osmanlı toprağına katıldı. ( 1474 ) Kayseri 1476 ‘ dan                            itibaren Karaman eyaletine bağlı bir sancak merkezi                            oldu. 1839 tarihinde Bozok Eyaletinde,  1867 tarihinde                            de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari                            taksimatında yerini aldı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                           &lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;       &lt;tr&gt;                           &lt;td class="type5" align="left" height="291" valign="top" width="789"&gt;                           &lt;p align="justify"&gt;                           &lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;                           &lt;img src="http://www.kayseri-bld.gov.tr/tarih/meydan.jpg" align="left" border="0" height="250" width="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="text-align: left;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;YAKIN DÖNEM&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;                           &lt;p class="MsoNormal"&gt;                           &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;                           &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Cumhuriyet Döneminde 1924 tarihinde                            yapılan yeni anayasa ile vilayet yapıldı. Bilinen en                            eski dönemlerinden beri ticaret merkezi olan Kayseri’                            de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatıldı.                            Sırayla Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası,                            Anatamir Bakım Fabrikası, Askeri Dikim Evi kuruldu.                            1950 ‘ den sonra Kayserili  ticaretten sağladığı                            tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başladı. Bugün                            Kayseri , ortalama büyüklükte bir ticaret ve sanayii                            şehridir. Güçlenen Üniversitesi ile giderek bir kültür                            merkezi haline gelerek, eski ününü yakalama                            yolundadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-4102517595622282525?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/4102517595622282525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=4102517595622282525' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/4102517595622282525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/4102517595622282525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/02/kayseri-tarihi.html' title='Kayseri Tarihi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-598686503509304576</id><published>2008-02-12T03:29:00.000-08:00</published><updated>2008-02-12T03:30:48.563-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rehber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarihi gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uygarlıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trakya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekirdağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Kral Kersopleptes ve Heraion Teichos</title><content type='html'>&lt;h4&gt;Uygarlığın Kökleri Trakya'da: Kral Kersopleptes ve Heraion Teichos&lt;/h4&gt;     &lt;p&gt; 1998 yılında Tekirdağ-İstanbul yolunun 12. kilometresinde yol kenarındaki Harekettepe Tümülüsü'nün bulunduğu Heraion Teichos liman kentinde 2000 yılında başlatılan kazı çalışmaları sürüyor. Mimar Sinan Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı ve Tekirdağ Müzesi'nin birlikte yaptığı kazılar sonucu, zamanının önemli bir liman şehri olan Heraion Teichos'un, bir bölümü ile kuzey kapısı bulundu. Ayrıca, o döneme ait nadide figürlü seramikler, bol miktarda tanrıça figürleri ile bronz Trakya sikkeleri de ele geçirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarımadada 3000 yıl süren köy ekonomisi modeli Avrupa kıtasına yayıldı. Avrupa'yı bugüne taşıyan temellerin, binlerce yıl önce Trakya Yarımadası'nda atıldığı belirlendi. Trakya'da kısıtlı olanaklarla yürütülen ve bilim çevrelerince -geç kalmış- olarak nitelenen çalışmalar, uygarlık tarihi açısından çok önemli bulguları gün ışığına çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ile Asya arasında köprü olan Trakya Yarımadası'nda insan yerleşiminin başlangıcı MÖ 6200 yıllarına dayanıyor. Bölgede tarıma dayalı köy ekonomisiyle yaşayan toplulukların Anadolu'dan buraya geldikleri bilinmektedir. Trakya'da 3000 yıl süren tarıma dayalı köy ekonomisi modeli, tüm Avrupa kıtasının uygarlık temelini oluşturan sosyo-ekonomik modeldir. MÖ 5500'lü yıllardan itibaren söz konusu modelin Avrupa kıtasının bütününe yayılmaya başladığı, 1993 yılında tamamlanan Enez Hocaçeşme kazısı sonucunda bölgedeki ilk tarım toplumunun izi bulunduktan, MÖ 6200'lere ait bu topluluğun yerel koşullara uyum sağlamış ve tarımı sürdüren bir hali de, halen sürdürülen Kırklareli'nin Aşağıpınar bölgesindeki kazılarda ortaya çıkarılmıştır. İşte bu bölge Anadolu kültürünün, Avrupa uygarlığının temellerini attığı ve Avrupa kıtasına açıldığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trakya'ya adını veren uygarlığı kuran Traklar'ın yarımada tarihinin en önemli uygarlıklarından biri olduğu, Heredotos, Strabon gibi antikçağ yazarlarının yapıtlarında beyaz tenli, sarışın olarak tanımlanan Traklar'ın, Balkan kökenli oldukları düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trak uygarlığının Helenistik dönemin başlarında Yunan kültürü ile karıştığı ve MÖ 1. yüzyılda tarih sahnesinden çekildiği, tüm yarımadaya ad vermeyi başaran Traklar'ın kurdukları şehirlere verdikleri isimlerin bugün de yaşamayı sürdürdüğü bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekirdağ'a 18 kilometre mesafede bulunan Karaevlialtı mevkiinde sürdürülen kazılarda -Heraion Teichos- (Hera'nın Surları) adlı Trak şehrinin MÖ 5. yüzyıla ait surları açığa çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki arkeoloji çalışmaları yakın zamana kadar Batı Anadolu, yani Hellen Kültürü merkezliydi. Trakya'ya yıllarca barbaristan gözüyle bakılmış, 1936'da Atatürk'ün yönlendirmeleriyle kazılar başlamış, ama o çabalar da İkinci Dünya Savaşı nedeniyle durmuştur. Savaş sonrasında askeri yasaklı bölge olarak sınırlandırılmış ve arkeoloji çalışmalarının yapılması bir şekilde engellenmiştir. Tabii bu aldırmazlıkta Anadolu'daki geç döneme ait büyük anıtsal mimarilerin Trakya'da olmaması, Efes, Bergama gibi görsel çekiciliği olan yapıların bulunmaması ve Türkiye'deki arkeologların sayısının sınırlılığı da etkili olmustur.&lt;br /&gt;Traklar büyük yapılar yapmamışlar. Büyük Bergama Sunağı yok ortada. Ama, bu onların uygarlık tarihine bir şey katmadıkları anlamına gelmiyor. Gerek Anadolu'nun, gerekse Balkanlar'ın kültürel oluşumuna büyük katkıları var.&lt;br /&gt;Traklar'ın MÖ 2. binlere inen tarihleri olduğu bilinmektedir. Ama Traklar üzerine Avrupa'daki çalışmalar da tam olarak sonuçlanmış değil. Anadolu'da ise hemen hemen hiç çalışma yok. Son yıllarda biraz da tesadüfen ele geçen buluntular yavaş yavaş Trak tarihi araştırmasına doğru yönlendiriyor. Türk arkeologlarınca Traklar'ın MÖ 2000'lerde var olduğu, 1200'lerde ise bir kolunun Anadolu'ya göç ettiği bilinmekte. Hatta Frigler de Balkanlar'dan Anadolu'ya gelen bir halk. Bu Frigler'in eski adı Brigler'dir. Ama bunların MÖ 1200'lerde Anadolu'ya, hatta Orta Anadolu'ya kadar geldikleri bilinmekte de nerelere kadar yayıldıkları ve yerleştikleri çok iyi bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu höyük şeklindeki yerleşim MÖ 3. binlere kadar inen buluntu parçası verdi şimdiye kadar, ama yerleşim tabakalarına inilmesi gerekiyor ki Balkan kökenli halkların Anadolu'da ne zaman yerleştikleri ortaya çıkarılabilsin.&lt;br /&gt;Kral Kersepleptes'in mezarı 1998 yılında Tekirdağ-İstanbul yolunun 12. kilometresinde yol kenarındaki Harekettepe Tümülüsü'nde ortaya çıkarıldı. Mezar sayesinde Trakya Odyris Krallığı'na ait önemli bir liman sehri olan Heraion Teichos da gün yüzüne çıktı. Kral mezarında bulunan, kraliyet çelengi, rahiplik çelengi, elbiseleri ve diğer buluntular ile kafatası ve kemikler üzerindeki incelemeler, tıp tarihi yazarı ve etlendirme uzmanı Prof. Dr. Ilter Uzel ile Doç. Dr. Osman Bengi tarafından yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpsala'da yaşadığı belirlenen Kral Kersepleptes'in, Makedon baskısı ile Heraion Teichos şehrine yerleştiği ve MÖ 351 yılında Makedon Kralı 2. Philip'in şehri ele geçirmesiyle, bölgenin Makedon egemenliğine girdiği bilinmektedir. Kral Kersepleptes savaş sonrası 10 yıl daha yaşamış ve MÖ 341 yılında Harekettepe Tümülüsü'nde bulunulan yere gömülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heraion Teichos'da 2000 yılından itibaren yapılan kurtarma neticesinde Akropol Surları'nın bir kısmı ve Kuzey Kapısı ortaya çıkarılmış böylelikle sit alanı genişletilmiştir. Kazı çalışmalarından önce yapılan yüzey araştırmaları sonucu, MÖ 4. ve 3. yüzyıllara ait çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Toplam 218 sikkenin bulunduğu şehirde en ilginç tespit ise, Akropol'de yer alan, Traklar'ın son zamanlarına ait bir kült ve şifa merkezidir.&lt;/p&gt;     &lt;b&gt;Şafak ŞALLI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;      &lt;b&gt;30 Aralık 2003 Salı&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-598686503509304576?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/598686503509304576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=598686503509304576' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/598686503509304576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/598686503509304576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/02/kral-kersopleptes-ve-heraion-teichos.html' title='Kral Kersopleptes ve Heraion Teichos'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-7280727427629169868</id><published>2008-01-03T07:31:00.000-08:00</published><updated>2008-01-03T07:33:22.759-08:00</updated><title type='text'>Düden Şelalesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/5/56/PIC_0240.jpg/180px-PIC_0240.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/5/56/PIC_0240.jpg/180px-PIC_0240.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Düden Şelalesi&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya" title="Antalya"&gt;Antalya&lt;/a&gt;'ya yaklaşık 7 km &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Varsak_Belediyesi" title="Varsak Belediyesi"&gt;Varsak Belediyesi&lt;/a&gt;'ne 1 Km mesafede cennetten akan bir doğa harikasıdır. Düden Şelalesi Antalya'nın en güzel şelalelerinden biridir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dünyanın dörtbir yerinden Düden Şelalesini görmek için turistler akın akın Antalya'ya gelmektedir. Şelalede birde mağara vardır.Bu mağara şelaleyi daha güzel yapıyor.Düden Şelalesi 10 Km sonra başka bir güzelliği daha Lara'dan Akdenize dökülerek bir kez daha insalara güzelliğini göstermektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Düden Şelalesi'nin suyunun geçtiği her yerede hayat vermektedir... Ama değişen dünya şartları ve küresel ısınmanın yaptığı etkilerle düden şelalesinin güzelliği ve cazibesini kaybetmektedir. bu durum türkiye'nin önemli turistik yerlerini kaybetmesi demektir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-7280727427629169868?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/7280727427629169868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=7280727427629169868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7280727427629169868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7280727427629169868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/01/dden-elalesi.html' title='Düden Şelalesi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-6121123292655228237</id><published>2008-01-03T07:27:00.000-08:00</published><updated>2008-01-03T07:29:50.239-08:00</updated><title type='text'>Manavgat  Şelalesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/20/Manavgat_waterfall_by_tomgensler.JPG/250px-Manavgat_waterfall_by_tomgensler.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/20/Manavgat_waterfall_by_tomgensler.JPG/250px-Manavgat_waterfall_by_tomgensler.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya" title="Antalya"&gt;Antalya&lt;/a&gt;'nın &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Manavgat" title="Manavgat"&gt;Manavgat&lt;/a&gt; ilçesinde &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Manavgat_%C3%87ay%C4%B1&amp;amp;action=edit" class="new" title="Manavgat Çayı"&gt;Manavgat Çayı&lt;/a&gt; üzerinde bulunan ünlü bir &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eelale" title="Şelale"&gt;şelaledir&lt;/a&gt;. &lt;p&gt;Antalya'ya 80 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 4-5 m'lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı görülmeye değer bir manzara oluşturur. Ayrıca Manavgat Irmağı1 m besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, sol kıyıdaki dik bir kayanın yüzünde bulunan küçük mağaralardan fışkırarak çıkar. Duman ve köpük halinde 15 m kadar yükselir ve ırmağa karışır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkanını sunarlar. Ulaşım, Manavgat'tan kalkan minibüslerle sağlanır.Lükse kaçmak istiyosanız jipleride tercih edebilirsiniz.(BMW de olabilir.)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-6121123292655228237?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/6121123292655228237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=6121123292655228237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6121123292655228237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/6121123292655228237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2008/01/manavgat-elalesi.html' title='Manavgat  Şelalesi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-919908499188199841</id><published>2007-11-27T20:02:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T20:05:00.669-08:00</updated><title type='text'>MERSİN'İN DOĞAL GÜZELLİKLERİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;                       &lt;p class="style6" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Arial Black;color:#008000;"&gt;&lt;big&gt;&lt;big&gt;&lt;big&gt;MERSİN'İN DOĞAL GÜZELLİKLERİ&lt;/big&gt;&lt;/big&gt;&lt;/big&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                        &lt;span class="style54"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                       &lt;p class="style54" align="center"&gt;  &lt;/p&gt;                       &lt;p class="god" align="left"&gt;&lt;strong&gt;KADINCIK VADİSİ - GÖLETİ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;                       &lt;table align="right" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/kadincik1.jpg" height="191" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; Kadıncık Vadisindeki Kadıncık Suyu üzerine inşa edilmiş olan hidroelektrik santralına ait baraj gövdesinin yukarısında oluşan çok güzel bir baraj gölüdür. &lt;p&gt; Kadıncık Baraj gölüne Tarsus-Çamlıyayla yolu ile gidilebildiği gibi Tarsus-Pozantı otoyolunun Çamalan mevkiinden Çamlıyaylaya giden asfalt yollarla gidilebilir.Tarsus'a uzaklığı yaklaşık 75 km. civarındadır. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Kadıncık suyu yaz kış bolca akan temiz ve soğuk pırıl pırıl bir sudur.Kadıncık baraj gölünün suyu alışılmışın dışında mavi değil zümrüt gibi yemyeşildir.Göletin üzerinden Çamlıyayla-Pozantı yolunu bağlayan uzun ve gayet güzel manzarası olan bir köprü bulunur.Barajın her iki kıyısında balık,tavuk ve et lokantaları bulunmaktadır.Bu lokantaların hepsinde gölün suyu üzerine çıkma şeklinde inşa edilerek oluşturulmuş çardakları mevcuttur.Çardaklarda, suyun üzerinde oturup, etraftaki yemyeşil ormanlar, yemyeşil göl hayranlıkla izlenebilir. Lokantalarda oturmak istemeyenler ise gölün etrafındaki çam ormanları içinde oturup, gölün ve çevresinin güzelliğini izleyerek piknik yapabiliyorlar. Gölün tam orta yerindeki köprünün üzerinden hem göleti, baraj gövdesini, hem de gölü besleyen Kadıncık Vadisinin yukarı kısımlarını izleyebilirsiniz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Baraj gölünün etrafındaki söğüt ve çınar ağaçları dallarını gölün suyuna doğru öylesine uzatmışlar ki,su ve orman adeta ayrılmaz bir biçimde bütünleşmiştir. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Baraj gölünden kuzey batıya doğru Kadıncık suyunu izleyerek ilerlerseniz, göl bittikten sonra kadıncık suyunun ormanlar içinde şırıl şırıl kıvrımlarla akışını seyretmek ayrı bir keyif. Bu arada alabalık üretme istasyonu havuzlarında değişik yaşta ve büyüklükte alabalıklar yetiştiriliyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;strong class="god"&gt;KARAEKŞİ MESİRE SAHASI&lt;br /&gt;                      &lt;/strong&gt;Mut İlçesi sınırları içerisinde bulunan Karaekşi Mesire ve Piknik yeri, Çınar ağaçlarıyla kaplı bir mekan. Çınar ağaçlarının,                        &lt;table align="right" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/karaeksi3.jpg" height="191" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; tepe kısımlarının birleşmesiyle yere güneş geçmesini engelleyecek şekilde kapalı bir mekan oluşturması, çınar ağaçlarının burayı dallarıyla koruma altına almış izlenimi veriyor. Karekşi piknik yerinde birbirini izleyen 8-10 kadar alabalık üretme havuzları da var. Bu havuzlardaki alabalıklar değişik yaş, boy ve ağırlıkta görebilirsiniz. Alabalıkların dans etmelerini, yemlerini yemelerini, çılgınca gezinişlerini görebilirsiniz. İsterseniz yemek olarak da tabağınızda tercih edebilirsiniz. Piknik yerinde oturmak için bol miktarda piknik masası var. Sık sık yapılmış ocak yerleri var. Burada ister alabalık alıp pişirin ister kebabınızı yapın. Yemyeşil olan bu güzel mekanda, suyun şırıltısı, havanın temizliği, kuşların cıvıltısı ile dinlenebilirsiniz. &lt;p&gt; Karekşi, Mut ilçesinin doğusunda tepeler ve ağaçlandırılarak oluşturulmuş ormanlık saha içinde bir piknik ve mesire yeri. Burada piknik yapmakla birlikte bol oksijen ortamında spor amaçlı yürüyüş de yapılabilir. Karekşi gerçekten emsali zor bulunan bir ormanlık sahamız. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;PAPAZIN BAHÇESİ &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çamlıyayla-Tarsus asfaltı üzerinde Çamlıyayla'ya 7 km mesafede bulunan Fakılar yol çatından doğuya dönülürse, sizi Papazın Bahçesine götüren yola girmiş olursunuz. Fakılar yol ayrımından yaklaşık 15 km kadar, önce asfalt, sonrasında ise düzgün bir stabilize şase yolla bu güzel yere varılabilir.Yolun tamamı çok güzel görülen kızılçam ormanları içinden geçer. Birkaç kilometre sonra kıvrım kıvrım virajlı ve rampa inişli bir yolla Kadıncık Vadisine inmeye başlayınca araçtan inilip sarp, dik haşmetli kızıl kayalıklı yüce dağları vadinin karşı yamaçlarında ilgi ile izlenebilir.Biraz daha inince vadinin tabanında akan Kadıncık suyunun önce sesini, sonra kendisini görürsünüz. Su ormanlık bu sarp vadi içinde yemyeşil ve köpük köpük akmakta. Hemen düşünüyoruz;burada kanolarla veya botlarla rafting yapılabilir mi? &lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/papazb2.jpg" height="193" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Kıvrımlı ormanlık yolla sonunda bu güzelim, tertemiz Kadıncık suyuna iniyoruz. Kadıncık suyu diyoruz ama bu su,vadinin tabanında akan çok güzel bir dere. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Kadıncık suyu Çamlıyayla, Tarsus ilçesi ile Yenice Beldesi ve Mersin'in içme suyunun bir kısmını sağlıyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Derenin kenarında, etrafı çok dik arazide yetişmiş ormanları ve dere kenarında çoğunluğu çınar olan, çok değişik ağaç ve ağaççıkları, suyla birlikte erguvanların eflatun renginde açmış çiçekleri, çeşitli şifalı otlar görülebilir. Dereyi dikkatle izlediğinizde taşların ve kayaların arasında pırıl pırıl yanıp sönen ışık gibi, balıklar zevkle izlenebilir. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Dere tabanını izleyen yolla sunuda pazın bahçesine ulaşılır.Doğa ancak bu kadar güzel, bu kadar harika olabilir.Yukarıda gökyüzü, iki tarafta dik ve yeşil renkli ormanlık dağlar, arasında pırıl pırıl bir dere ve derenin batı kenarında her yandan akan sular arasında yüzyıllar görmüş, şahane ağaçlar. Papazın bahçesini fotoğraflardan izlemek, anlatmak yetersiz kalır. Görmek gerek, orayı yaşamak gerekir.Yolun kenarında geniş ve dümdüz adeta halıya dönüşmüş yemyeşil bir çim alan. Bu çim alanda piknik masaları, çeşmeler, ocakları mevcut. Çim alanın arka ve üst tarafında ise yeşil gölgeleri uzayan dev ağaçlar. Ağaçların arasında yamaçlardan sular akıyor. Yaklaşık yüz metre genişlikte her kütüğün, her ağacın, her kayanın yanından, üstünden, altından köpük köpük, pırıl pırıl sular akıyor.Bu yeşillik içinde suların geniş bir alanda oluşturduğu renk renk yosunları izlemek daha da farklı bir zevk veriyor &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Ağaçların güneş ışığını sızdırmadığı bu yerlerde sular arasına yerleştirilmiş, piknik masaları var. Suların içinde, koyu gölgede, su şırıltıları arasında bu masalarda oturur, isterseniz otururken ayaklarınızı suya uzatabilirsiniz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Sular ağaçların altından ve arasından akarken bir çok mini şelaleler oluşuyor. Papazın bahçesinin giriş bölümünde ise alabalık havuzlarında alabalık mevcut. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Tabiatın bu güzel ve muhteşem güzellikteki köşesi görülmeye değer. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                          &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                            &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/yerkopru2.jpg" height="413" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                          &lt;/tr&gt;                        &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                        &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;YERKÖPRÜ ŞELALESİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mut-Gülnar, Ermenek üçgeninde yer alan, bir doğa harikası olan Yerköprü Şelalesi, Mut-Ermenek güzergahından 5 Km. kadar gidildikten sonra şelaleye gelinir.Burasının adı her ne kadar yerköprü şelalesi olsa da burası saklı bir cennet. En etkili yerlerden biri olan köprü görevini gören mağaranın gezende barajından gelen su ile beslenmesi ve kayanın dibinden yani gözden çıkan suyun birleşme yerindeki hareketlilik, serinlik, suyun nağmeleri,suyun yüksekten düşmesi sonucu oluşan gök kuşağı görüntülerini ve yeşilin her tonunu şelalede görebilirsiniz. Şelaleden sarkıt şeklindeki yosunların üzerinden akan suyun bazı yerlerde çok bazı yerlerde damlalar halindeki düşmesi çok farklı bir görünümü ortaya çıkararak şaşırtıyor insanı. Suyun düştüğü yerdeki suyun maviliği, şelalenin yeşilliği, dik yamaçlardaki çam ağaçları sudaki balıkların oradan oraya hiç durmadan gezinmeleri farklı bir dünyadaymışsınız gibi sizi mutlu ediyor. Bütün olumsuz düşüncelerinizi bir kenara bırakıp sadece ve sadece yerköprü şelalesinde olmanın ve seyretmenin tadını çıkartıyorsunuz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Şelalenin kenarından mağaraya doğru baktığınız da O dumanlı görüntünün gerisinde 200 metre uzunlukta 5-10 metre genişlikteki tabanı göl olan bir mağara uzanıyor. Mağarada suyun mavi ve yeşil tonlarda olması, mağaranın tavanındaki sarkıtlardan damlayan suyun görüntüsü ve serinlik muhteşem. &lt;/p&gt;                       &lt;p align="justify"&gt;                       &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;ÇAKIT VADİSİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çakıt Vadisi coğrafi olarak,Gülek boğazından geçen Adana-Pozantı otoyolunun ortalama on kilometre kadar doğusunda Torosların geçit vererek Çukurova'ya bağlandığı bir vadidir. Adana-Pozantı demiryolu da bu vadiden geçer.&lt;br /&gt;Çakıt vadisine Pozantı'dan Belemedik'e giden ham yoldan girilerek 15 km vadide gidildikten sonra Tarsus'un Kuşçular köyüne giden yolla Adana-Ankara yoluna Dörtler mevkiinden geçilir. Almanlar tarafından 1900-1909 yılları arasında inşa edilen demiryoluna ait tüneller ve bu tünellerin inşası için yapılan şantiyelerin kalıntıları bugün hala ayakta görülmektedir. Vadi boyunca hemen hemen demiryolunu hiç göremiyoruz. Demiryolu tamamen tüneller içinden geçmektedir. Çakıt vadisi, Belemedik köyünden itibaren yaklaşık 15 km erişilmez çok güç olan dağların arasındadır. Vadi dağ keçilerinin (halk deyimiyle geyiklerin) bulunduğu, sarp, egzotik, haşmetli, yalçın kayaların bulunduğu dağlarla çevrili. Arazinin sarplığı ve vahşi doğa insanı korkutuyor. Dağlarda yankılanan suyun sesi ise haz ve mutluluk veren bir tonda adeta bi r melodi. Yüksekten baktığınızda vadinin tabanından akan Çakıt suyu ince bir ip gibi. Yol öylesine dar ve dik. Arazili aracımızla yavaş yavaş ve dikkatle ilerleyebiliyoruz. Bazı yerlerde kayalar açılan kısa tünellerden geçen yolla ilerleyebiliyoruz.&lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/cakit2.jpg" height="197" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Tünellerin inşasında Almanların birkaç yerde yaptığı şantiye kalıntılarını görüyoruz. Elektrik binaları, mutfakları, su sarnıç ve depoları,hastaneleri ve idare binaları, fırınları vs. 1900'lü yıllarda inşa edilmiş çok katlı şantiye binalarını hayranlıkla seyrediyoruz. Burada Almanlar 47 elemanını kaybetmiş, ölen Almanlar için ise Adana-Pozantı yolunun Çamalan mevkiinde Alman mezarlığı yapılmıştır. Mezarlıkta ölen Almanların isimleri tek tek yazıyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Düşünüyoruz;bugün güçlükle ilerlediğimiz bu vadinin kenar yamaçlarına bu binalar ve bu tüneller nasıl yapılmış. Acaba 47 Alman öldüyse, ne kadar Türk işçisi kazada hayatlarını yitirmiştir. Tünelin birisine yandan geniş bir giriş açılmış. Önünde su akıyor. Bu arada trenin sesini duyuluyor. Tren büyük bir gürültüyle geçiyor tünelin içinden.Karşı dağlarda dakikalar süren yankıları. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Bu dik yalçın dağlar insanı korkutuyor ama duyduğunuz heyecan bir başka. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Çakıt vadisi yemyeşil ama ulaşılmayacak dik kayalarda bu yeşil örtü. Bakıyoruz, mavi gökyüzü, dik ve muhteşem güzellikte dağlar, yeşil bir su ve biz. Burada bir tarih yatıyor adeta. Sağlıklı olmayan kişilerin derin vadiye kenardan bakmaları çok zor. Başınız dönüyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Gerçek bir dağcılık sporu yapılacak bir yer buralar. Güzellik, heyecan, bozulmamış doğa, tertemiz sular, devamlı esen bir rüzgar. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Çakıt'ın bu bölümleri gerçekten görülmeye değer. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p class="god" align="justify"&gt;ILISU ŞELALESİ                                             &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                           &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                             &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/ilisu1.jpg" height="194" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                           &lt;/tr&gt;                         &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                         &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Mut-Ermenek asfaltından 25 km kadar gittikten sonra sol tarafta çam ormanları arasındaki Gezende Barajı vardır. devamında Gezende köyüne gelinir. Gezende köyü baraj manzaralı bir köy. Köyde tarihi kalıntıları kaya mezarlarını görmek mümkün. Ilısu Köyünden 5 km kadar uzakta bulunan Ilısu Şelalesi kayalık dağın ,suyun gücü karşısında ikiye ayrılmak zorunda kaldığı ve mükemmel bir görüntü sergiliyor. Çam ormanlarının içindeki orman yolundan arabayla şelaleye doğru inmeye başlayınca Sağlı, sollu yemyeşil, bol oksijenli çam ağaçlarıyla dolu.Ağustos böceklerinin çaldıkları sazların seslerini duyarsınız. Şellaleye geldiğniizde yaklaşık on katlı bir binanın yüksekliği kadar mesafeden, büyük bir gürültüyle akan şelaleyi. anlatmak zor, görmek, yaşamak gerek bu güzelliği. Yüz metrelik blok kaya su tarafından oyulmuş, hayır;dimdik dört metrelik bir yarık şeklinde aşındırılmış.Çok bol akan su geldiği yerden ,birden bu kaya yarığına sıkışınca,büyük bir tazyikle aşağı doğru fırlayarak , coşarak akıyor,çağlıyor. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Şelaleden akan su,dar çıkış yerinden aşağıya doğru indikçe genişleyerek,savrularak,yayılarak akıyor.Akarken de renkler oluşuyor.Gökkuşağını izlediğimiz gibi suyun açık mavi ve beyaz renklerden oluşan akışı.Su yere varmasına 4-5 metre kala iyice zerrelere ayrılıyor,düştüğü noktada geniş bir su buharı oluşuyor.Köpükler,suyun buharı, gökkuşağı renkleri, etraf yeşil çam ormanı,şelaleden sonra oluşan kireçli açık mavi renkte akan bir dere.Güzel doğa gözümüze renk zenginliğini, su ve ormanın müşterek koordinesi ile sunuyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;MURATSOFU ORMANLARI &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                      Muratsofu Ormanları çok farklı doğal güzelliği olan ormanlardandır. &lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/murats1.jpg" height="189" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Erdemli-Mersin Karayolundaki Elvanlı Beldesinden kuzeye doğru gidilerek Küçükfındık yaylasına gelindiğinde. Buradan yola devamla yemyeşil ormanlar içinde gözümüze Muratsofu Türbesi ilişiyor. Kutsal bir kişi olan Muratsofu'nun türbesi Kültür Bakanlığı tarafından tel örgüyle çevrilmiş, durumda. Bu türbede ibadet ediliyor, dilekte bulunuluyor, orada piknik de yapılabiliyor. Türbenin 100 metre kadar yakınında Erdemli Orman İşletme Müdürlüğüne ait Yangın Kulesi mevcut. Kuleden bakıldığında muhteşem kızılçam ormanlarını görmek mümkün. Elvanlı'dan itibaren 25 km. kadar geldiğimizi fark ettiğimizde Muratsofu Ormanlarının harika görüntüsüyle karşılaşırsınız. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Orman kenarından pırıl pırıl bir su akıyor.Etraf kır çiçekleriyle dolu. Leyleklerin su içmek için de konakladıkları nefis bir güzellik var burada. Birkaç kilometre daha ilerleyip ormanın içine giriyoruz.Bu orman en çok tercih edilen orman türü olan karışık türde ağaçlardan oluşan, karışık bir orman. Ormanda sedir, karaçam, kızılçam, meşe, göknar, çınar, ardıç gibi ağaçları hep birarada görülüyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Orman içinde kayalar çok özel ve görkemli bir görünüm arzediyor. Delikkaya denilen kayaya çıkıyoruz ki bu kaya gerçekten çok estetik bir görünüşte som kayaların üzerinde doğal olarak yetişmiş sedir ağaçlarını hayranlıkla izlenir. Delikkaya Rüzgar erozyonu ile binlerce yılda çeşitli şekiller almış. Burada bu doğal güzelliği izleyerek piknik yapmak gerçekten çok özel bir keyif. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Yer yer ağaçların altında rahatlıkla oturup,uzanabileceğimiz yemyeşil çimler,içinde çiçeklerle adeta bir doğa bahçesindesiniz. Piknik yaparken ormanın içine doğru yürüyüş yapabilir, bol oksijen depolayabilirsiniz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Muratsofu gerçekten doğanın cömertçe güzelliğini sergilediği nefis bir yer. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;SOĞUKSU MEVKİİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aydıncık'tan Bozyazı yönüne giderken, Aydıncık ilçesini geçtikten 5 km. sonra, denizin küçük bir koy oluşturduğu yerde Soğuksu adındaki akarsu denize kavuşmaktadır.Gözü yakın ve gerçekten de soğuk olan suyu, ismiyle uyuşmaktadır. Devlet Karayolu kenarında bulunan bu mevkii suyu ile yemyeşil ağaçları ve denizi ile gerçekten çok güzel bir köşe. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Bu güzelim akarsuyun denize kavuştuğu yerden yaklaşık 1km. kadar denizin içinde dubalarla sabitlenmiş su dolum tesislerini görüyoruz. Hem asfaltın kenarında bulunan kurumdan bilgi edinmek için soruyor ve öğreniyoruz ki,denizin içindeki tesislerden geniş yüzer balonlarla Kıbrıs'a su nakledilmektedir. Borularla kıyıdan,denizin altından götürülen su,burada binlerce metreküp su alabilen balonlara dolduruluyor,bu balonlar römorkörlerle çekilerek Girne'ye götürülmektedir.&lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/soguksu1.jpg" height="194" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Soğuksu da oluşturulan bir küçük bendin arkasında biriken su köpük köpük olmuş bembeyaz şelaleler oluşturmaktadır.Bu şelalelerin ve suyun çevresinde geniş gölgeli büyük ağaçları görüyoruz.Ağaçların altında oturuyor suyun gürül gürül akışını hayranlıkla izliyoruz.Su o kadar temiz,o kadar berrak ve öylesine de bol akıyor.Çevresine insanı serinleten çok hoş bir serinlik veriyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Yol kenarında ve suya hakim yerlerde lokantalar bulunuyor.Buradaki bu lokantalarda karnınızı doyuracağınız gibi su kenarındaki serin ve koyu gölgeli yeşille birlikte hem denizi,hem akarsuyu zevkle izleyerek piknik de yapabilirsiniz. Canınız çektiğinde bu suda veya deniz kıyısında denize girebilirsiniz. Hem tatlı suda, hem deniz suyunda yüzebilir ve serinleyebilirsiniz. Suyun geldiği yöndeki dağ kayalık bir arazi yapısında ama çıplak değil,üzerinde yeşil orman örtüsü bulunuyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Soğuksu da pırıl pırıl akan bir dere , köpük köpük şelale, çevrede yeşil ormanlar ve bunlarla bütünleşen güzelim mavi deniz. Burada beyaz, yeşil, mavi bir arada. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Buranın denizi çok temiz. Hiçbir atık maddenin bulunmadığı, sıhhatli, temiz, berrak bir deniz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Soğuksuyun oluşturduğu şelalenin batısında tarihten kalma taş köprü ve eserleri de görebilirsiniz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;DİKENLİOLUK ORMANLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dikenlioluk adını bulunduğu yerdeki su pınarından alır. Dikenlioluk Tarsus ilçemiz sınırları içinde ve Cehennemdere'nin batı yamaçlarında çok güzel bir dinlenme ve doğayı seyretme yeridir .&lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/dikenli.jpg" height="211" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Dikenlioluk'a hem Çamlıyayla'dan ,hem Tarsus'tan,hem de Mersin'den gidilebilir. Mersin'den en kısa yol; Gözne, Ayvagediği, Değirmendere, Kızılkaya yerleşim yerlerinden geçtikten sonra kuzeye doğru orman yolunu izleyerek gidilir. Her tür vasıtayla, gidilebilir.Yaklaşık olarak Mersin'e 80 km. uzaklıkta olan Dikenlioluk'a iki saatlik bir yolculukla varılabiliyor. Yol Gözne'den itibaren Dikenlioluk'a kadar tamamen çok güzel ve kaliteli ormanlar içinden geçer. Bazen iner, bazen çıkar. Virajlı yollarla ulaşılan bu güzel yer yaklaşık 1600 metre yüksekliktedir. Dikenlioluk yazın bile buz gibi serin havası, oluktan akan ve elinizi zor yıkayacağınız soğuklukta, fakat içimi çok güzel bir sudur. Bu suyun bulunduğu yamaçta, orman idaremiz bungalo tipi, ahşap, estetik yönü çok güzel ve çevresiyle yeni doğasıyla uyumlu bir dinlenme ve gözetleme tesisi yapmış. Bu binanın hemen yanında uçurum üzerine inşa edilmiş çardak tipli, balkona benzer bir kameriye yapılmış. Bu kameriyede harika doğayı seyredeceksin. Doğa bir renk zengini burada.Yeşil, mavimsi yeşil, mavi, kahverengi renkler burada göze bir doğal renk resitali sunuyorlar.Sabırla ve dikkatle karşı yamaçları dürbünle izlerseniz halkın geyik diye adlandırdığı yabankeçilerini ormanlık kayalıklarda izlemek olasıdır. Gürültü yok, temiz pırıl pırıl hava, buz gibi bir su, işte Dikenlioluk mevkisi böyle bir yer. Burada yiyeceğiniz her yiyecek,içtiğimiz suyu ile şişkinlik yapmadan hazım olunur ve hemen tekrar bir şeyler yemek istersiniz. Şehirde yorulan gözleriniz, kulaklarınız, beyniniz hülasa vücudunuz burada kendisini adeta yeniliyor sanki. Manzara gerçekten muhteşem; aşağıda Cehennemderesi Vadisinin karşısında Baştepe orman yangın gözetleme kulesi, Böğürtlenlik mesire yerleri ve tabii ki hayvanların rahatça görülebileceği, gerçekten kaliteli sedir ormanları burada doğanın en güzel süsünü oluşturuyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Dikenlioluk'ta piknik masaları, ocak, mangal, hazır bekliyor. Burada bulunmak, bu güzel yere giderken ve gelirken izlediğimiz yol manzaraları de işin çabası. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;UYUZİNİ MAĞARASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uyuzini mağarası Tarsus'tan 20 km uzaklıkta olan Hacıhamzalı köyünde bulunmaktadır. Tarsus-Ankara karayolundan Dörtler köyünden, batıya dönülüp 5km. kadar gidilip Hacıhamzalı köyüne varılır. Köyden 1km kuzeye doğru gidildiğinde derin bir kanyona gelinir. Bu kanyon Kadıncık Vadisinin uzantısı olup, Kadıncık 2 baraj nedeniyle şu an susuz, iki yanı mağaralarla dolu dimdik kayalarla kaplı, kanyon yamaçlarındaki mağaralara ulaşmak hemen hemen imkansız. İşte Uyuzini mağarası da bunlardan birisi.&lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/uyuzini2.jpg" height="197" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Kanyonun derinliği ve genişliği bizleri ürpertiyor.Kanyon içerindeki mağaralar,yeşillik ,ormanlık alan ise gözlerimizi dolduruyor.Kanyona genel bakıştan sonra Uyuzini mağarasına doğru yola koyuluyoruz. Amacımız mağaraya ulaşmak ama nasıl? Kanyonun üst kısmından mağaraya doğru tek kişinin geçebileceği kayalardan oyulmuş dik mi dik bir yolla karşılaşıyoruz.Bu kayalıktan çok dikkatli inmeniz gerekiyor.Yoksa kendinizi kanyonun 100metre kadar derinlikteki tabanda bulabilirsiniz.Yer yer inmek için basamak yapılan yerlerden yavaş yavaş ,dikkatle ellerimizle kayalara tutunarak, yardımlaşarak inmeyi başarıyoruz. Başarıyoruz ama incecik bir yoldan,yine tek kişinin geçebileceği bir yerden geçmeye çalışıyoruz. Alt taraf uçurum. Mağara sanki köpekbalığının ağzını açmış, ovanı yakalamak ister pozisyonundaki gibi duruyor karşımızda.Her ne kadar mağaraya ulaşmak riskli de olsa güzel bir mağara köpekbalığı gibi tehlikeli değil. Mağara geniş güzel ve yeşil. Mağaranın içinde serin bire hava var İnsanı ürpertme derecesinde.Bu heyecanlı yolculuktan sonra mağara içinde bulunan su ile elimizi,yüzümüzü yıkıyoruz ,kendimize gelmek için. Bu suyun şifalı olduğu uyuz ve cilt hastalıklarına iyi geldiği çamurunun da faydalı olduğu yöre halkı tarafından söyleniyor. Adını da uyuz hastalığına çare bulduğu için konulduğu anlaşılıyor. Su yazın ılık, kışın sıcak derecesinde akıyor. Böyle şifalı bir suyun kanyonun tepesine yakın bir mağara içinde olması ilginç &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Mağaradaki ilginçlikler bu kadarla da kalmıyor.Mağaranın tabanında kayanın içinde bulunan fosil kalıntıları dikkatimizi çekiyor. Fosil kalıntılarına birkaç yerde rastlamak mümkün. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Mağarada Helenistik devirden kalma 3 metrekare alanında ,1metre derinlikte taştan oyularak yapılmış bir havuz var. Havuza kayalardan oyulmuş basamaklarla giriliyor. Mağaranın duvardan sızıntı şeklinde akan şifalı su bu havuzda toplanıyor. Hastalar havuzda yıkanıyorlar. Anlatılanlara göre ciltteki yaralara ve kaşıntılara adeta bir deva bir çare bu su. Mağaranın içinde yeşil çiçekler, boysuz ağaççıklar gözlerinizi dinlendirir.Aynı zamanda buradan kanyonun kanyonun derinliklerini ,karşı yamaçları izliyorsunuz. Her yer zümrüt gibi. Korkuyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz. Böylesine bir haz bu kanyonu seyretmek. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Kanyonun tabanına yakın bir yerde, tarihi taş lahitler, mezarları görebiliyoruz. Şimdi mağaradan dönüş bizi düşündürüyor. O yoldan geri nasıl döneceğiz? Dar yoldan tek sıra, adımlarımızı dikkatlice, yavaş yavaş atıyor ve tırmanma yerine zar zor ulaşıyoruz. Bu noktadan itibaren adeta duvar gibi dik bir yamaca tırmanacağız. Biraz soluklanıp, birbirimizden ve yanımızdaki köylülerden güvence alıp tırmanışa başlıyoruz. Ayaklarınızı sağlam bir kaya kertiğine yerleştirip, elinizle de bir kaya oyuntusu bulup, adeta tırnaklarımızla tırmanıyoruz. Yavaş yavaş, dikkatlice, korkarak, aşağıya bakmadan çıkıyoruz yukarıya .Derin bir oh çekiyor ve geldiğimiz yöne bakıyoruz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; Gerçekten şifalı bu mağarayı sizlere övüyoruz. Şifa için, heyecan için. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;span class="god"&gt;CACIK VADİSİ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/cacik.jpg" height="250" width="139" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Erdemli Toros köyünü geçiyor ve Çampınarı yaylası mevkiine gelinirse Buradan itibaren ağaçlandırılacak sahaları, ağaçlandırılmış sahaları görülebilir.Bu mevkide her yaşta ağacı görmek mümkün. Yeni dikilmişten, yıllarca burada kendini muhafaza etmiş ağaçlara kadar. Sanki bir soyağacı gibi en yaşlılardan en gence hepsini burada görebiliyoruz. Cacık dediğimiz bu mevkilerin ağaçlandırılması mükemmel bir çaba gerektiriyor. Ağaçlandırma sahaları arasından geçerken yolun üst kısmındaki mağaralar var Yolun alt kısmında yeşillikler arasında akan şırıl şırıl derenin sesi geliyor. Yemyeşil bir ortamda rengarenk çiçeklerin,dağ lalelerinin arasından geçiyoruz. Bu güzellikleri hayranlıkla seyrediyoruz. Yol kenarında bulunan ardıç ağaçlarından yapılmış yörük çadırlarını görüyoruz. Yörükler yazın burada yaşıyor. Çadırlarının önüne diktikleri sebzeleri yetiştiriyorlar. Bol oksijenli, yemyeşil ortamda yaşamlarını sürdürüyorlar.Tabii ki sadece yazın. Yörüklerin yaşayışlarını kısa süreli olsa da gözlemliyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Cacık mevkiinde ilerlerken kayanı üzerinde tek başına duran şemsiye seklindeki sedir ağcının görüyoruz.Genç sedir fidanları arasında şemsiye şeklindeki sedir ağacı eksantrik bir hava sergiliyor.Şemsiye sedirden sonra genç sedir fidanları arasından geçiyoruz. Tırmanıyoruz iniyoruz,kıvrımlı kıvrımlı orman yolundan geçiyoruz.Yaşlı sedir ağaçlarının gövdelerinin düzgünlüğü dallarının çevreye olan hakimiyeti marur duruşu, kozalaklarının ağaçta doğum günü pastası üzerindeki mumlar gibi durması,kendine özgü güzelliğini bir kat daha arttırıyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Piknik alanları, yaşlı sedir ağaçları, genç sedir ormanları, şamdan sedirler, ardıç ağaçları, yaylalar, dereler, mağaralar, çiçekler derken yavaş yavaş yolun sonuna geldiğimizi Aslanköyün evlerini uzaktan görünce anlıyoruz. Bu yeşil yolculuktan sonra biraz yorgun ama mutlu bir şekilde ayrılıyoruz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Mersin-Erdemli'den başlayan yolculuğumuz Cacık yaylasını takiben Aslanköy'de bitiyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Bu güzellikleri görmek için yanınıza yiyeceklerinizi ve fotoğraf makinenizi almanızı tavsiye ederiz. Bu güzellikleri görmeye her türlü araçla gidilebilir. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Bu manzaraları görmek, güzelliklerin tadını çıkarmak istiyorsanız anlattıklarımızı değerlendirmenizi dileriz. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt; &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;&lt;strong class="god"&gt;BOLYARAN PİKNİK ALANI VE SEDİR ORMANLARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bolyaran piknik alanı ve sedir ormanları Gülnar ilçesi sınırları içerisinde,Gülnar'a 25 km Mersin'e 175 km uzaklıktadır. &lt;/p&gt;                       &lt;table align="left" bgcolor="#ffffff" border="1" bordercolor="#666666" cellspacing="1"&gt;                         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                           &lt;td bordercolor="#FFFFFF" align="center" bgcolor="#ffffff" valign="middle"&gt;&lt;img src="http://www.urediavgezi.com/images/bolyaran3.jpg" height="191" width="280" /&gt;&lt;/td&gt;                         &lt;/tr&gt;                       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                       &lt;p&gt;Gülnar ilçemizde bulunan Bolyaran piknik alanı 1350 m. yükseklikte, sedir ağaçlarının oluşturduğu ormanın içerisindedir. Bolyaran piknik alanının önceki durumu insanlar tarafından keçilerin otlatıldığı, insanlarımızın zarar verdiği bozuk orman görüntüsündeydi. Fakat 1983 yılında Gülnar İşletmesi tarafından korumaya alınmış ve koruma sonucunda sahaya hayvan girmesi engellenmiştir. Dikim yapılmadan, sedirlerin doğal tohumla gençliklerin gelmesi sağlanmış, yaşlı ağaçların kesilmesiyle bugünkü muhteşem sedir ormanı görüntüsünü almıştır. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;Gülnar-Ermenek asfaltından piknik alanına sapıldığı zaman,sağlı sollu sedir ağaçları hoş geldin dercesine bizlere kollarını açmış,kucaklar gibi memnuniyetlerini belirtircesine karşılıyorlar. Bu güzellik arasından piknik alanına doğru ilerlerken içimizde bir rahatlama oluşuyor.Bu yeşilin renginin insanı rahatlattığının,dinlendirdiğinin bir kanıtıdır. &lt;/p&gt;                       &lt;p align="justify"&gt; Piknik alanına vardığınız zaman çok şaşıracaksınız ama size hak vereceğiz. Çünkü bizlerin rahat edebilmesi için her şey planlanarak, Gülnar Orman İşletmesi tarafından özenli bir şekilde yapılmıştır.Geniş bir düzlükte bizim şamdan sedir dediğimiz, sedirin çobanlar tarafından budanarak tek gövdeden yukarıya doğru birkaç gövdenin oluşması sonucu bu görünümü almıştır.Piknik alanındaki şamdan sedirler korunarak,uygun olanlar arasına bizlerin rahat edebileceği ahşaptan köşkler yapılmıştır.Bu köşkte oturmanın zevki hiçbir yerde yoktur Bolyaran'dan başka. Sedir ağaçlarının asil görüntüsü,kozalaklarının doğum günü pastası üzerindeki mumlar gibi etrafı aydınlatıyormuşcasına kendini göstermesi,farklı bir görünüm ortaya çıkarıyor. &lt;/p&gt;                       &lt;p align="justify"&gt; Bolyaran'da piknik yapabilmek için her şeyinizi yanınıza almanız gerekiyor.Önce de söylediğimiz gibi rahat bir piknik için her şey düşünülmüş.Suyun getirilmesi,ocakların ve tuvaletlerin uygun yere yapılması doğaya zarar vermeyi engelliyor.Zaten böyle muhteşem bir ormana zarar vermek hiç kimsenin aklına gelmez. &lt;/p&gt;                       &lt;p align="justify"&gt; Sizlere tavsiye olarak, Bolyaran piknik alanına sabah erkenden gitmeniz, kahvaltınızı, öğle yemeğinizi,hatta kalabilirseniz akşam yemeğinizi de orada yemeniz,çayınızı orman içerisinde,serin bir ortamda,kuş cıvıltıları arasında yudumlamanızı,kitabınızı bu güzel ortamda köşkte oturmuş,sırtınızı sedir ağacına yaslamış şekilde,bulunduğunuz yerin tadını çıkararak okumanızı dileriz. &lt;/p&gt;                       &lt;p align="justify"&gt; Bolyaran piknik alanı diğer birçok piknik alanı gibi,ücretli değildir.Bir piknikçinin ihtiyacı olan çeşmeler, ocaklar, ağaç gövdelerindeki oturma çardakları, ayrıca piknik masaları, gerekirse çimler üzerinde de oturulacak yerler mevcuttur. &lt;/p&gt;                       &lt;p&gt;                       &lt;/p&gt;                   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-919908499188199841?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/919908499188199841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=919908499188199841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/919908499188199841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/919908499188199841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/mersinin-doal-gzellikleri.html' title='MERSİN&apos;İN DOĞAL GÜZELLİKLERİ'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-5485155285322192782</id><published>2007-11-27T20:00:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T20:01:04.871-08:00</updated><title type='text'>POLONEZKÖY</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;table style="width: 100%; border-collapse: collapse;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#800000;"&gt;POLONEZKÖY &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;img alt="Polonezköy" src="http://www.istanbul.gov.tr/Portals/Istanbul/newimg/polonezkoy.jpg" 0="" align="left" border="0" height="120" hspace="10" vspace="5" width="193" /&gt; İstanbul'un Anadolu Yakasında Beykoz'dan Şile'ye giden yolun üzerinde sevimli bir köydür. 18.yy'da politik nedenlerle Osmanlı Devleti'ne sığınan Polonyalılarca oluşturulmuştur. &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;Polenezköy son derece verimli bir doğanın ortasına kurulmuştur ve ziyaretçilerine sunduğu en büyük hediyesi sahip olduğu doğal güzellikler ve oksijen dolu havasıdır. &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;Günümüzde yoğun bir turistik talebe maruz kalan köy buna bağlı olarak restoran,motel ve pansiyonlarla dolmuştur. İlkbahar ve yaz mevsiminde piknik alanı,yürüyüş ve spor alanı olarak ziyaretçilerine hizmet veren Polenezköy kış mevsiminde de av meraklılarının ilgisini çekmektedir. &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;Ayrıca sayıları çok az kalmış olsa da köydeki polanyalıların yaptığı çeşitli Polonya yemeklerinin tadına bakmak da ziyaretçiler için ilginç bir deneyimdir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-5485155285322192782?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/5485155285322192782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=5485155285322192782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/5485155285322192782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/5485155285322192782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/polonezky.html' title='POLONEZKÖY'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-1748461742025336685</id><published>2007-11-27T19:44:00.001-08:00</published><updated>2007-11-27T19:44:51.799-08:00</updated><title type='text'>ORDU  DOĞAL GÜZELLİKLER</title><content type='html'>&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="table2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="1" height="526" width="574"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan="2" align="center" height="1" width="572"&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;color:#ff9900;"&gt; DOĞAL GÜZELLİKLER&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td align="center" height="637" valign="top" width="390"&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;    &lt;br /&gt;    &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/ORDU13.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="241" hspace="10" vspace="10" width="363" /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ORDU&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;p&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/cambasi.Jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="250" hspace="10" vspace="10" width="365" /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;b&gt;ÇAMBAŞI YAYLASI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;    &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/hoynat%201.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="246" hspace="10" vspace="10" width="364" /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;b&gt;HOYNAT&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;    &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/ty1.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="252" hspace="10" vspace="10" width="368" /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;TURNALIK YAYLASI&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;     &lt;td align="center" height="637" valign="top" width="182"&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;    ORDU İLİ MERKEZİNDE:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Boztepe:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; Ordu Şehri'nin yamaçlarına      serildiği Boztepe, denizden 480 metre yüksekliktedir. Ordu'nun tüm      güzelliklerini, ancak buradan görme olanağı vardır. Boztepe'den bakıldığı      zaman göklerle kucaklaştığı sanılan ve mavi bir atlas gibi serilen enginler      derinleştikçe daha sakin ve hareketsiz görülür. Yöresine hakim olan Boztepe,      durgun denizin bitim noktasından başlıyarak büyük vadilerle ayrılan haşin      görünüşlü tepeleri engelsiz olarak görüş ufkuna açar. Yıllar önce dikilen      çam ağaçları büyümeğe başlamış ve Boztepe'yi sevilen bir mesire yeri haline      getirmeğe başlamıştır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;b&gt;Çambaşı Yaylası:&lt;br /&gt;    &lt;/b&gt;Ordu İli'nin 61 km. güneyinde bir yayla vardır. Çambaşı derler bu      yaylaya. Deniz düzeyinden 1850 metre yükseklikte  güzel bir mesire      yeridir burası. Çarşısı, pazarı, piknik yerleri, lokantaları ve otelleri      olan; sütü, eti, yağı, peyniri, sebzesi, meyvesi ve tüm bunların ötesinde      doğal güzellikleri çok iyi ve bir yaz dinlenmesi için en ideal koşulları      taşır bu yayla. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;    MESUDİYE İLÇESİ'NDE&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Keyf Alanı Yaylası:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt; Bu yayla Mesudiye İlçesi'nin güneyinde, deniz düzeyinden 1200 metre      yüksekte, İlçeye 9 km. mesafededir. Etrafı tamamen çam ormanları ile      sarılmıştır. Bol soğuk suları ve temiz havası vardır. Bu yaylayı doktorlar      veremli hastalara dinlenme yeri olarak tavsiye ederler. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;     &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;AYBASTI İLÇESİ'NDE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Perşembe Yaylası: &lt;/span&gt; &lt;/b&gt;  &lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;    Bu yayla Aybastı ve Reşadiye toprakları arasında 1350 metre yüksekliğinde,      havası suyu insan sağlığı için çok iyi bir yayladır. Yaylaya yalnız Aybastı      İlçesi halkı değil, İl'in çeşitli ilçelerinden gidenler olur. Yaylada her      yaz Aybastı Belediye Başkanlığı'nın yönetiminde panayır açılır. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;GÖLKÖY İLÇESİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Çermik: &lt;/span&gt; &lt;/b&gt;  &lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;    İlçe'nin beşyüz metre kadar güneyinde Çermik adıyla anılan bir göl vardır.      Bu gölün suları, maden suyu özelliğini taşıdığı için, özellikle böbrek      hastalarına tavsiye ederler.&lt;br /&gt;    Ulugöl:&lt;br /&gt;    İlçeye 15 km. uzaklıktaki bu göl, yaklaşık 250 metre çapında olup, çevresi      ormanlarla kaplıdır. Bu gölde bol miktarda yaban ördeği avı yapılır. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;FATSA İLÇESİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="left"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Gaga Gölü&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;:&lt;br /&gt;    Fatsa İlçesi'nin 10 km, güney doğusunda ve Örencik köyünün sınırları içinde      bulunan Gaga Gölü 15000 m2 lik bir yer kaplar. Etrafı ağaçlarla kaplı olan      bu gölün ortasında çok küçük bir adacık vardır. Burada bir kilisenin varlığı      ileri sürülmekte ise de; bu husus söylentiden ileri gitmemiştir. Motorlu      araçlarla gölün kenarına gidilebilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td colspan="2" align="center" height="19" valign="top" width="572"&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/gun_batimi_1.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="421" width="570" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/romantik.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="422" width="571" /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ÇAKA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/vaybe.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="421" width="569" /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;BOLAMAN&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/yuzuyorlar.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="421" width="568" /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ÇEŞMEÖNÜ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p&gt;     &lt;span style="font-size:78%;"&gt;     &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/sahil_kumluk.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="448" width="300" /&gt;            &lt;img src="http://www.ordu52.com/turizm/dogalguzellikler/dalgalar_1.JPG" style="border-style: solid; border-width: 1px;" border="0" height="448" width="300" /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;     &lt;b&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ÇAMBURNU&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;          &lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-1748461742025336685?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/1748461742025336685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=1748461742025336685' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/1748461742025336685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/1748461742025336685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/ordu-doal-gzellikler.html' title='ORDU  DOĞAL GÜZELLİKLER'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-1289126719712702086</id><published>2007-11-27T19:41:00.001-08:00</published><updated>2007-11-27T19:41:58.944-08:00</updated><title type='text'>Dünya Turu İstanbul'da Bitti</title><content type='html'>&lt;p&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div class="genericarticleleadsentence"&gt;Atlas fotoğrafçısı Hakan Öge'nin tekneyle dünya turu üç yıl sonra, 15 Temmuz 2007 günü İstanbul'da bitti. Öge, sac bir tekne ile dünyanın kutuplarında yeni keşiflere hazırlanacak.&lt;!-- END LEAD SENTENCE --&gt;        &lt;/div&gt;       &lt;p&gt;        &lt;/p&gt;                                 &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/04715/imperiaflex_0_0_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    Fotoğraflar: Serhat Keskin   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;p&gt; Dünyayı denizden dolaşan Hakan Öge, üç yıllık dünya turuna son noktayı İstanbul'da koydu. Öge teknesi Mardek'le 15 Temmuz 2007 Pazar günü saat 18:00'de Kalamış, Fenerbahçe Burnu'ndaki İstanbul Yelken Kulübü'ne geldi. Hakan'ı Atlas ekibi, İstanbul Yelken Kulübü'nün yelkenlileri, ailesi, basın mensupları ve sevenleri karşıladı. Yolculuğunu Atlas dergisinde ve www.hakanoge.com sitesinde okurlarla paylaşan Öge, üç yıl içinde birçok ilke imza attı. Dünyanın en zorlu sularına gitti, Horn Burnu ile Macellan Boğazını yelkenli tekneyle geçen ilk Türk oldu. &lt;/p&gt; &lt;table width="100%"&gt; &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;table align="left" cellpadding="0" cellspacing="0" width="200"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="200"&gt;    &lt;a href="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/04715/all_images.php"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/04715/imperiaflex_0_1_0.jpg" alt="" class="contentimage" align="left" width="200" /&gt;    &lt;/a&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="image_description"&gt;    &lt;table class="imagedescriptiontable" cellspacing="0" width="100%"&gt;     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;             &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;     &lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;    &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;table align="right" cellpadding="0" cellspacing="0" width="200"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="200"&gt;    &lt;a href="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/04715/all_images.php"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/04715/imperiaflex_0_1_1.jpg" alt="" class="contentimage" align="right" width="200" /&gt;    &lt;/a&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="image_description"&gt;    &lt;table class="imagedescriptiontable" cellspacing="0" width="100%"&gt;     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;             &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;     &lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;    &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'un güneyindeki sıra dışı coğrafyalardan çok etkilenen Öge, İstanbul'a vardıktan sonra Atlas için yeni keşiflere hazırlanacak. Öge 14 metrelik sac bir tekne yaptıracak ve bununla kuzey kutbunun buz örtüsüne gidecek, Grönland ve Antarktika'ya uzun ekspedisyonlar düzenleyecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-1289126719712702086?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/1289126719712702086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=1289126719712702086' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/1289126719712702086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/1289126719712702086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/dnya-turu-istanbulda-bitti.html' title='Dünya Turu İstanbul&apos;da Bitti'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-5581073645389438233</id><published>2007-11-27T19:39:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T19:40:33.825-08:00</updated><title type='text'>En Güzel 10 Macera</title><content type='html'>&lt;p&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div class="genericarticleleadsentence"&gt;Atlas Dergisi ile www.hurriyet.com.tr'nin düzenlediği '&lt;a href="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/ozel/04596/"&gt;En Güzel 100 Macera&lt;/a&gt;' anketinde en iyi 10 fotoğraf seçildi. Okurlarımız Zafer Kızılkaya'nın Solomon Adaları açıklarında Büyük Okyanus'un bilinmeyen derinliklerinde çektiği kareyi birinci seçti.&lt;!-- END LEAD SENTENCE --&gt;        &lt;/div&gt;       &lt;p&gt;        &lt;/p&gt;                           &lt;table style="margin-right: 3px;" align="left" cellpadding="0" cellspacing="0" width="186"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td rowspan="7" width="6"&gt;    &lt;spacer type="block" height="1" width="6"&gt;   &lt;/td&gt;   &lt;td width="200"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/ozel/04596/imperiaflex_0_0_0.jpg" alt="" class="contentimageleft" onclick="showpicture(this)" align="left" width="200" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;         &lt;td class="image_description"&gt;             &lt;table class="imagedescriptiontableleft" width="100%"&gt;     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;        Zafer Kızılkaya / Solomon Adaları&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-5581073645389438233?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/5581073645389438233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=5581073645389438233' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/5581073645389438233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/5581073645389438233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/en-gzel-10-macera.html' title='En Güzel 10 Macera'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-2729677559470613581</id><published>2007-11-27T19:36:00.001-08:00</published><updated>2007-11-27T19:36:44.690-08:00</updated><title type='text'>Alanya Doğal Güzellikler</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/130-Ulas-Mesire-Yeri.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/297-Yaylalar.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2467/alanya_2467.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/297-Yaylalar.html"&gt;Yaylalar&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Toros Dağlarının üzerindeki  Gedevet, Türktaş, Mahmutseydi  ve Deretürbelinas yaylalarını gezip,  kaynak sularını içip unutamayacağınız anlar yaşayabilir,  çam ağaçlarının kokusu ile doğanın temiz havasını içinize çekebilirsiniz. Jeep safari yaparak maceralı bir gün geçirebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/297-Yaylalar.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/82-Damlatas-Magarasi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/1851/alanya_1851.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/82-Damlatas-Magarasi.html"&gt;Damlataş Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Damlataş Mağarası, 1948 yılında liman inşaatında kullanılacak taş için ocak açılması sırasında bulundu. Mağara, tarihi yarımadanın batı kıyısındadır. Mağaranın giriş kısmında 50 metrelik bir geçit vardır. Yüksekliği 15 metreyi bulan geçitten sonra silindirik bir boşluğa gelinir. Buradan mağaranın tabanına inilir. Yari kriztalize kalker içinde bulunan mağaranın sarkıt ve dikitleri 15 bin...&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/82-Damlatas-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/83-Dim-Magarasi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/1779/alanya_1779.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/83-Dim-Magarasi.html"&gt;Dim Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Alanyanın 12 kilometre doğusunda, 1.649 metre yüksekliğindeki Cebel-i Reis dağının yamacındadır. Mağaranın denizden yüksekliği 232 metredir. 1998 yılında ziyarete açılmıştır, Türkiyenin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır. 1 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. İki ayrı koldan dağın içinde ilerleyen mağaranın kollarından biri 50 diğeri 360 metredir. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağaranın...&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/83-Dim-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/84-Kadiini-Magarasi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2144/alanya_2144.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/84-Kadiini-Magarasi.html"&gt;Kadıini Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Alanyanın 15 kilometre kuzeydoğusunda Çatak mevkiindedir. Kent merkezindeki Damlataş mağarasından üç kat büyük sarkıt ve dikitleri vardır. 1957 yılında uzmanların mağarada yaptıkları araştırma sırasında insan iskeleti ve fosil kalıntıları bulunmuştur. Kalıntıların 20 bin öncesine ait olduğu saptanmış ve Alanyadaki ilk yerleşimin burada olduğu belirlenmiştir. Mağaranın bulunduğu bölgede piknik alanları vardır. Mağara...&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/84-Kadiini-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/85-Korsanlar-Magarasi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2143/alanya_2143.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/85-Korsanlar-Magarasi.html"&gt;Korsanlar Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Alanya Kalesinin bulunduğu tarihi yarımadanın altında bir deniz mağarasıdır. Teknelerle gidilir. Yarımada çevresindeki tekne turlarında ilk mağaradır. 10 metre genişliğinde ve altı metre yüksekliğinde ağzı vardır. Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir. Tekne gezisi sırasında yüzerek de mağaraya girilir. Bir söylenceye göre mağaranın içinden kaleye çıkan gizli bir yol vardır ve antik...&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/85-Korsanlar-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/87-Fosforlu-Magarasi.html"&gt;Fosforlu Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Tarihi yarımadanın Damlataş tarafındaki yamacında bir deniz mağarasıdır. Küçük tekneler mağaranın içine girebilir. Mağaranın jeolojik yapısından kaynaklanan zemini, geceleri ay ışığının yansıması nedeniyle fosfor gibi parlamaktadır. Parıltı gündüzleri de fark edilmektedir. Gezi tekneleri, Fosforlu Mağaranın önünde de kısa yüzme molaları vermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/87-Fosforlu-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/86-Asiklar-Magarasi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2145/alanya_2145.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/86-Asiklar-Magarasi.html"&gt;Aşıklar Mağarası&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Tarihi yarımadanın, denize yakın yamacında iki girişli bir mağaradır. Cilvarda burnuna doğru teknenin kayalıklara yanaşmasından sonra kayalara tırmanılarak çıkılır. Birkaç adımda mağaranın alçak girişine gelinir. 75 metre uzunluğundadır. Alçak tavanı nedeniyle mağaranın içinde zaman zaman eğilerek yürünür. Mağaranın, Damlataş tarafındaki ağzı, denizden sekiz metre kadar yüksektedir ve buradan denize atlanır. Bu...&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/86-Asiklar-Magarasi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;    &lt;table class="subsection" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/73-Dim-Cayi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2257/alanya_2257.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/73-Dim-Cayi.html"&gt;Dim Çayı&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Toroslardan gelerek Alanyanın doğusundan Akdenize dökülen Dim Çayının kıyıdan 15 kilometre kadar uzaktaki kıyılarında piknik yerleri vardır. Ulu çınarların altındaki kır lokantalarında masalar yaz aylarında çayın içine kurulur. Konuklar çıplak ayakları ile suların içinde oturur. Ayrıca su kıyısına yakın yamaçlarda ve su kıyısında da ahşap teraslarda minderlerle otantik yer sofraları kurulur....&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/73-Dim-Cayi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;script src="http://www.alanya.cc/scripts/boxover.js"&gt;&lt;/script&gt;            &lt;table class="subsection2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;    &lt;td rowspan="2" width="1"&gt;       &lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/76-Oba-Cayi.html"&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/en/images/small/2269/alanya_2269.jpg" title="" alt="" class="subsection" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                      &lt;/td&gt;    &lt;td style="padding-left: 5px; padding-top: 5px;" valign="top"&gt;   &lt;a class="hsubsection" href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/76-Oba-Cayi.html"&gt;Oba Çayı&lt;/a&gt;   &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10px;"&gt;Oba Çayı, Toroslardan gelerek Dim Çayının birkaç kilometre batısından Akdenize dökülür. Çayın çıktığı Kadıpınarı mevkiinde su kenarında piknik alanları vardır. Çam ve çınar ağaçlarının gölgesi her zaman serindir. Alanyanın tarih öncesi çağlardaki ilk yerleşimine ev sahipliği yapan Kadıini Mağarası da buradadır. Herhangi bir düzenleme yapılmadığı için mağaraya girmek güvenlik açısından sakıncalıdır....&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;  &lt;td style="padding-right: 15px;" align="right" height="20"&gt;&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/76-Oba-Cayi.html"&gt;&lt;span class="subsection"&gt;Detay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-2729677559470613581?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/2729677559470613581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=2729677559470613581' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/2729677559470613581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/2729677559470613581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/alanya-doal-gzellikler.html' title='Alanya Doğal Güzellikler'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-8164002855569042781</id><published>2007-11-27T19:33:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T19:35:30.644-08:00</updated><title type='text'>Ulaş Mesire Yeri</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td background="/images/h1_tekrar.gif"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102); font-weight: bold;font-size:18;" &gt;Ulaş Mesire Yeri &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                   &lt;td width="4"&gt;&lt;img alt="Online Reservation Hotel" src="http://www.alanya.cc/images/sun_alanya.gif" height="33" width="4" /&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;/tr&gt;                 &lt;tr&gt;                   &lt;td colspan="3" height="5"&gt;&lt;img alt="Alanya" src="http://www.alanya.cc/images/00pix.gif" height="5" width="10" /&gt;&lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;               &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                      &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;   &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt; &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt; &lt;span style="font-family:georgia,palatino;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;Alanya’nın 5 km batısında Emirgan adıyla da bilinen &lt;strong&gt;Ulaş&lt;/strong&gt; mesire yeri yenilenen çehresiyle ziyaretçilerini karşılamaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;Modern bir görünüme kavuşan mesire yeri korkuluklarla bezenmiş güneşlenme alanları, seyir terasları, geniş bahçesi, plajı, wc ve restoran üniteleri ile hizmet vermektedir.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Günbatımını, pırıl pırıl Akdeniz'i ve Alanya Kalesi’ni bir de Ulaş’dan izlemenizi tavsiye ederiz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;&lt;td&gt;  &lt;table class="table_img" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;        &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;       &lt;td class="td_sub_img" width="33%"&gt; &lt;table style="border-collapse: collapse;" border="1" bordercolor="#cccccc" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td align="center"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="145"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td align="center"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="MM_openBrWindow('/tr/multiple_image?id=1819','','scrollbar=no,width=792,height=650,status=no,toolbar=no,menubar=no,location=no,scrollbars=no,resizable=yes')"&gt;&lt;img alt="" src="http://www.alanya.cc/en/images/thum/1819/alanya_1819.jpg" class="imgtd" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;           &lt;td align="center" height="15" valign="top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;        &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/images/00pix.gif" width="10" /&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td class="td_sub_img" width="33%"&gt; &lt;table style="border-collapse: collapse;" border="1" bordercolor="#cccccc" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td align="center"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="145"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td align="center"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="MM_openBrWindow('/tr/multiple_image?id=1821','','scrollbar=no,width=792,height=650,status=no,toolbar=no,menubar=no,location=no,scrollbars=no,resizable=yes')"&gt;&lt;img alt="" src="http://www.alanya.cc/en/images/thum/1821/alanya_1821.jpg" class="imgtd" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;           &lt;td align="center" height="15" valign="top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;        &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.alanya.cc/images/00pix.gif" width="10" /&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td class="td_sub_img" width="33%"&gt; &lt;table style="border-collapse: collapse;" border="1" bordercolor="#cccccc" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td align="center"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="145"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td align="center"&gt;&lt;a href="javascript:;" onclick="MM_openBrWindow('/tr/multiple_image?id=1820','','scrollbar=no,width=792,height=650,status=no,toolbar=no,menubar=no,location=no,scrollbars=no,resizable=yes')"&gt;&lt;img alt="" src="http://www.alanya.cc/en/images/thum/1820/alanya_1820.jpg" class="imgtd" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;           &lt;td align="center" height="15" valign="top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;        &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;       &lt;/tr&gt;   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;    &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;      &lt;/tr&gt;      &lt;tr&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:.&lt;a href="http://www.alanya.cc/tr/Dogal-Guzellikler/130-Ulas-Mesire-Yeri.html"&gt;alanya.cc&lt;/a&gt;/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-8164002855569042781?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/8164002855569042781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=8164002855569042781' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/8164002855569042781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/8164002855569042781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/ula-mesire-yeri.html' title='Ulaş Mesire Yeri'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-7747459295042347389</id><published>2007-11-27T19:32:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T19:33:24.797-08:00</updated><title type='text'>Pedalla Türkiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div class="genericarticleleadsentence"&gt;Bisiklet üzerinde Türkiye sınırları içerisinde 7 bin 500 kilometrelik bir yolculuğun hikayesi. Serkan Taşdelen Erzincan'dan başlayıp, Türkiye'nin yedi bölgesini kapsayan, 89 Önemli Doğa Alanı (ÖDA), 180 il ve ilçe merkezinin içerisinden geçerek İstanbul'da noktalanan bir serüvenini sizin için kaleme aldı.&lt;!-- END LEAD SENTENCE --&gt;        &lt;/div&gt;       &lt;p&gt;        &lt;/p&gt;                         &lt;b&gt;Yazı ve Fotoğraflar: Serkan Taşdelen&lt;/b&gt; &lt;p&gt; Saat 07:00 alarm çalıyor. Uyanma zamanı. Yola çıkma zamanı. 98 gün sürecek bir yolculuğa başlama zamanı. Sevdiklerimi son kez görüp ayrılma zamanı. Bekleyenim yollar, dağlar ve doğa. Sabırsız olduğum her halimden belli. Yola çıkmalıyım bir an önce. Güneşi göremiyorum. İçimi ısıtacak, bana güç verecek güneş yok bugün. Annemin gözyaşlarına gökyüzü de dayanamıyor bir vakit sonra. Bir daha eve ne zaman dönerim bu sorunun bilinmezliği ile yollardayım. Yağmur, çamur, zorlu yol daha ilk günden benimle. Pes etmek yok. Yola çıkıldı bir kere, geriye dönüş çok uzak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_2_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    İnebolu Kastamonu arası...   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; İlk durağım Pülümür, ardından Munzur Dağları Tabiat Parkı içerisinde bir süre pedalladıktan sonra Tunceli geliyor. Doğa bütün güzelliği ile gözlerimin önünde. Yola çıkmakta kararlı olduğumu gören güneşte bir gün sonra kabulleniyor ve yüzünü gösteriyor. Sevdiğim doğa ile baş başa olmaktan dolayı çok mutluyum. Elazığ'a bir hazan vaktinde varıyorum. Şanlı Harput'un selamını kabul ediyorum. Malatya'ya gidebilmek için Karakaya baraj gölü üzerindeki Kömürhan Köprüsünden geçiyorum. Kale'de organik çilekleri tadıyorum. Her şey o kadar güzel ki o aşık olduğum yollar altımdan akıp gidiyor sanki. Gideceğim yerlere çabucak varıyorum. Malatya'dan çıkarken Kubbe Dağının güle güle der dediğini duyar gibiyim. Hafif inişli çıkışlı yollar eşliğinde Doğanşehir'e giriyorum. Girmemle birlikte yağmur başlıyor. Şanslı günümdeyim. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_3_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    Ardahan Artvin arası...   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; Uyanığımda hiç bir şey kalmamış. Ne bulut ne de yağmur. Sürgü Kasabasında Abuzer Abi ile laflıyoruz yol üstü marketinde. Nereden gelip nereye gittiğimi soruyor gören herkes gibi. Gölbaşı'ya vardığımı sağ tarafımda uzanan Gölbaşı Gölleri söylüyor. Kahramanmaraş sınırlarında yabancı olmadığım Akdeniz iklimini soluyorum. İçime çekiyorum doya doya. Her ne kadar tek başıma çıkmış olsam da, yolda telefonumun arada sırada çalıyor. Sevdiğim arkadaşlarım beni yalnız bırakmıyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor. Hatırlanmak, sevilmek ve sevmek duygularını yaşıyorum. Kahramanmaraş'a gelip dondurma yemek olmaz mı diyerek dondurma alıyorum. Gaziantep çok güzel bir yer. Önceleri bir yerde okuduğum yazı geliyor aklıma;&lt;br /&gt;'Bir daha Dünya'ya gelme şansım olsaydı Gaziantep'te doğmak isterdim.'&lt;br /&gt;Nedenini hep merak etmiştim bu zamana kadar. Bambaşka bir şehir olduğunu görünce anlıyorum. Nizip'in ardından Birecik'e varıyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_4_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    Doğu Ekspresi   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; Birecik benim sevdiğim yerlerden. Güney Fırat vadisi ve Birecik Bozkırlarında vakit geçiriyorum. Çizgili İshak Kuşunu görüyor, Kelaynakların eve dönüşünü günün batışı ile seyrediyorum. Fırat'ın kenarına kurulmuş çay bahçesinde çayımı yudumlarken Sakar Mekelerin dansını izliyorum. İçime bir huzur doluyor. On gündür yolda olmanın yorgunluğu bir anda bitiyor. Şanlıurfa'ya ulaşmam kolay olmuyor. Rüzgâr gitmeme mani olsa da ilerliyorum. Beş kilometrede bir mola veriyorum. Günün sonunu Şanlıurfa Balıklı Gölde balıklara yem vererek getiriyorum. Viranşehir'e giderken Ceylanpınar Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinden geçiyorum. Her ne kadar görmek çok zor olsa da gözlerim Ceylan'ları aramadı değil. Mardin'i on km kala seçebiliyorum. Bir dağın üzerine ve yamaçlarına kurulmuş birçok kültürü bir arada yaşatan kenti çok merak ediyorum. Daha önce kitaplarda o kadar çok okudum ki görmek için can atıyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_5_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    Hasankeyf   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; Mezopotamya denen bölgenin güzel kenti Mardin'in dar sokaklarında geziyorum. Yarın oluyor Mardin kadar güzel olan Midyat'ta alıyorum soluğu. Hasankeyf'e ulaşmak için sabırsızlanıyorum. Belki de bir daha görme şansım olmayacak diye korkuyorum. Bu eşsiz güzellikte ki tarihe, doğaya nasıl kıyarlar diye düşünüyorum yol boyu. Tabi sorularım hep cevapsız kalıyor. Hasankeyf'te iki gün geçiriyorum. Doya doya havasını soluyor ve tarihini kokluyorum. Dicle Vadisini geride bıraktıktan sonra sağlı sollu petrol rafineleri dikkatimi çekiyor. Durmadan çalışıyorlar. Bismil ovasının yeşilliği karşılıyor ardından. Ovada çalışan işçilerin meraklı bakışları altında çeviriyorum pedalımı. Gözlerim yine etrafı süzüyor, olurda bir Toy görür diye. Ama nafile... &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_6_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;    Obruk Gölü   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diyarbakır'dan Erzurum'a gitmek için otogara yöneliyorum. Otobüs saatini beklerken muhabbet ediyoruz Diyarbakırlılarla. Konumuz hep aynı. Değişen hiçbir şey yok. Erzurum'a gecenin bir yarısı iniyorum. Saat 02:00... Kimsesiz ve sessiz sokaklarda, otogara karşılamaya gelen arkadaşımın evine doğru ilerliyoruz. Sabah Çifte Minareleri ve Medreseleri geziyoruz ve meşhur cağ kebabını indiriyoruz midemize. Horasan'da bir gece konakladıktan sonra Aras Vadisi kuşlarının cıvıltısında Sarıkamış Ormanlarının oksijenini dolduruyorum içime. 'Şehitler Yurdu, Dans Eden Karlar Diyarı' Sarıkamış'tayım. Selim İlçesi üzerinden Serhat ilimiz Kars'a ulaşıyorum. Bir gün sonrası Susuz ve Hasköy'ü geçip yemyeşil bir ovada Kura nehri kenarına kurulmuş Ardahan'da alıyorum soluğu. Ardahan'dan Artvin'e geçmek için Şavşat yolunu kullanmak istiyorum. Türkiye'nin sayılı yüksek geçitlerinden Çamlıbel Geçidinden geçiyorum. Haziran ayında karlar arasında ilerlemek ve üşümekte varmış kaderde diyorum. Birkaç yırtıcı dolaşıyor üzerimde onlara bakayım derken bisiklet üzerinden düşecem. Çamlıbel Geçidi Ardahan-Artvin il sınırı aynı zamanda. İnişe geçtiğim anda iklim değişikliği anında kendini belli etti. Karçal Dağları eteğinden yavaş yavaş iniyordum. Şavşat'ın ardından Artvin'e ulaşmak için güzel ve Karadeniz'in yeşilliği ile bezenmiş vadide ilerliyorum.&lt;br /&gt;Karşı yamaçta Artvin görünüyor, aşağıda ise Çoruh nehri tüm azgınlığı ile akıyor üzerine yapılan barajdan haberi bile yok beklide. Doğu Karadeniz Dağlarını aşıyorum ve Karadeniz'i görüyorum. Sarp sınır kapısına kadar gidip, isminin neden Sarp olduğunu gözlerim ile görüyorum. Karadeniz'e yapılan, eskiden deniz olan otoyol üzerinde ilerliyorum. Karadeniz'imi hala yok etmeye devam ediyorlar bunu gözlerimle görebiliyorum. Yol, Sarp'tan Samsun'a kadar uzanıyor. Ordu'da Türkiye'nin en uzun karayolu tünelinden geçiyorum. Ordu Nefise Akçelik Tüneli 3 bin 778 metre uzunluğunda. Samsun'a kadar düz ve sıkıcı yolda gitmek zorunda kalıyorum. Daha sonra yolum yine doğanın güzelliği ile bütünleşiyor. Bafra'nın Kızılırmak Deltası'nı, Yakakent'in güzel sahilini ve Gerze'nin muhteşem manzarasını geçerek Sinop'a varıyorum. Erfelek'e gitmek için erkenden uyuyorum. Sabah'ın erken saatinde çıkıyorum yola. Erfelek Tatlıca Takım Şelaleleri yazan tabelayı takip ediyorum. Şelalenin buz gibi soğuk suyunda yüzüyorum ve sıcak havadan az da olsa kurtuluyorum. Güzel manzara ve ormanlar içerisinde geç saatte Ayancık'a ulaşıyorum ve konaklamak için yer arıyorum. Oksijen delisi oluyorum Batı Karadeniz'de. İnebolu çok eski bir tarihe tanık. Kağnı ve kayıkla mucizeler yaratılmış vakti zamanında. Küre Dağları'nın çeşitli renkleri Kastamonu'ya giderken fotoğraflarıma değişik fon oluşturuyor. Ilgaz Dağı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası sınırları içerisinde seyrediyorum bir süre. Kış sporları merkezi Ilgaz Dağında bir çok otelin reklam tabelaları dikkat çekici. Çankırı jipsli tepelerine arkamdan hızla ittiren rüzgar ile birlikte kısa bir sürede ulaşıyorum. Başkentin yoğun hayatına çok az bir yolum kaldı. Güzelim doğa ile olan randevuma birkaç gün ara veriyorum. Ankara'da kalabalık arkadaş grubum ile buluşuyoruz. Ankara'da güzel vakit geçiriyoruz. Bisikletime gereken bakımı yaptırıyoruz. Kulu'ya gitmek için iki gün sonunda yola çıkıyorum. Kulu'dan sonra Konya Ovası'nda yüzlerce Gelenge'ler eşliğinde uzun süre pedal çevirdikten sonra Konya'ya varıyorum. Konya'da yine daha önce dergilerden okuduğum Sille'yi merak ederek oraya gidiyorum. Konya'da da birkaç gün kaldıktan sonra uzun ve sıkıcı yolda Obruk Gölüne kadar arkadaşlarım ile ilerlemeye başlıyoruz. Obruk Gölü, bölgede 13. yy da ilk yerleşime başlanan Obruk Hanı'nın arka tarafında yer alan ve mutlaka görülmeye değer bir krater gölü.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" width="300"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="300"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_7_0.jpg" alt="" class="contentimagetop" onclick="showpicture(this)" align="left" width="300" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;       &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;         &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; Buradan sonra yola yalnız devam ederek Aksaray'a yine sıkıcı ve dar bir yolla varıyorum. Nevşehir üzerinden Ürgüp'e gitmek bir gün sürüyor. Kapadokya bölgesini Zelve, Göreme ve Uçhisar'ıyla gezip görüyorum. Sabah 6'da Kayseri'ye gitmek için hareket ettiğimde havada balonların uçtuğu bir manzara karşılıyor beni. Kayseri'de pastırma kokularını burnumda hissediyorum sanki. İncesu dolaylarında Hürmetçi Sazlığının ve Yeşilhisar dolaylarında ise Sultansazlığı'nın kurumaya yüz tutmuşluğunu görüyorum. İçim acıyor. Eskiden sallar ile dolaşılan sulak bölgede şuan balıklar bile susuzluktan ölüyor.&lt;br /&gt;Taşıt trafiğinin kalabalık olduğu yolda bir bisikletli yol arkadaşı ile Niğde'ye kadar pedallıyoruz. Günlerdir yalnız gittiğim yollarda bir kişinin vermiş olduğu mutluluğu tadıyorum. Niğde'den sonra Bor'a oradan da Pozantı'ya eskisi gibi yalnız gidiyorum. Bolkar Dağları eteğinde otoyolda ilerlerken lastiğim patlıyor. Yedek iç lastiğimi takarak fazla zaman kaybetmeden Adana'ya ulaşıyorum. Adana'da akortu bozulan arka lastiğimi yaptırıyorum. Adana'da beni karşılayan arkadaşım ile Mersin ve Silifke'ye kadar birlikte gidiyoruz. Silifke merkezden geçen Göksu Nehrinin oluşturduğu delta kuşlar için önemli bir alan. Sol tarafımda uçsuz bucaksız Akdeniz, sağ tarafımda ise Toros Dağlarının oluşturduğu süper manzarada ilerliyorum. Aydıncık ve Bozyazı'dan sonra muzlar ülkesi Anamur'dayım. Her taraf muz seraları ile dolu. Halkın %50'sinden fazlası muz üreticisi. Gazipaşa'dan sonra yol düzeliyor. Alanya'da ise otellerden doğayı seçmek o kadar zor ki anlatamam. Onun için Manavgat'a kadar zevksiz bir yolculuk geçiriyorum. Manavgat'ta beni arkadaşlarım bekliyor. Manavgat Şelalesini geziyoruz hep birlikte. Antalya'ya kadar birlikte gidiceğiz. Side'de konakladıktan sonra Antalya'ya doğru dört arkadaş hareket ediyoruz. Antalya'da iki gün geçiriyorum. Düden Şelalesinin denize döküldüğü yeri geziyoruz. Üçüncü günün sabahında üç arkadaş Finike'ye doğru hareket ediyoruz. Tahtalı Dağı'nın gölgesinde ilerliyoruz bir süre. Kemer, Kumluca ardından Finike'de kalıyoruz. Ben buradan sonra yine yalnız devam ediyorum yola. Kaş'ın ardından Kalkan'da kalma kararı veriyorum. Kaş-Kalkan kıyılarının doğal güzelliği karşısında hayran kalıyorum. Fethiye gitmek için Saklıkent yolunu kullanıyorum. Saklıkent Kanyonunda bir gezinti yapıyoruz. Fethiye'den arkadaşlarım arabaları beni orada karşılıyor. Onlar arabası ile ben de bisikletim ile yol alıyoruz. Yakapark'ta güzel bir alabalık ziyafetinin ardından Fethiye geçiyoruz. Çalış Plajı yakınındaki evde sabah ediyorum. Bir an önce Akyaka'ya gitmek için yola koyuluyorum. Cennet koy Akyaka'da yıllarım geçmişti. Özlem duygularım kabardı. Köyceğiz Gölü kenarında gazoz eşliğinde bisküvimi yedikten sonra yapım çalışması olan yolda zar zor ilerliyorum. Akyaka'dan arkadaşım beni karşılamaya geliyor. Birlikte giriyoruz cennet koya. Akyaka'da geçireceğim beş günün iki gününde Marmaris İçmeler'e gidip geliyorum. Muğla'dan çıkışım kalabalık oluyor. Yedi kişiyiz, birlikte pedallıyoruz. Turun en kalabalık grubu diyebiliriz. Aydın'da bir misafirhanede kalıyorum. Kuşadası'na gitmek için dar kalabalık bir yoldayım. Söke üzerinde geçiyorum. Rampaları sabırla çıkıyorum. Ardında zafer benim, Kuşadası'ndayım. Denizli'den hafta sonu tatiline gelen arkadaşlarım ile buluşuyoruz. Gece geç saatlere kadar birlikte vakit geçiriyoruz. Sabah oluyor ve ben yine yollardayım. Bugün durağım ise İzmir. Torbalı yakınlarında arkadaşlarım karşılıyor. İzmir Konak meydanında alıyoruz soluğu. İzmir'de bisikletime son bakımını yaptırıyorum. İzmir'i, Gediz Deltasını ziyaret ettikten sonra üç arkadaşım ile Sabuncu Belini çıkarak geride bırakıyoruz. Manisa'da Bisiklet Fabrikasını ziyaret ediyoruz. Üç arkadaşım buradan geriye dönüyor. Ben ise devam Salihli bekliyor beni. Ardından Kulu, Uşak derken Dumlupınar'dayım. Baş Komutan Milli Parkı sınırları içerisindeyim. Kuş seslerinin müzik fonuna kendi sesimle eşlik ederek zevkle yol alıyorum. Altıntaş Ovası'ndan sonra seramik diyarı Kütahya'ya ulaşıyorum. Kütahya'dan bir arkadaşım ile çıkıyorum Eskişehir'e doğru. Çok geçmeden bir grup bisikletli bizi karşılıyor. Hepside Eskişehir'den arkadaşlarım. Kütahya'dan arkadaşım beni diğer arkadaşlarıma teslim ettikten sonra geri dönüyor. Eskişehir'de gece karpuz partisi düzenliyoruz. Gece uykumdan mide bulantısı ile kalkıyorum. Midemi üşütmüşüm. Turun ilk ve son hastalığı olarak notlarıma geçiyor. Hasta halimle Bursa'ya dört arkadaş birlikte gidiyoruz. Beni Bursa'ya bırakan arkadaşlarım otobüs ile Eskişehir'e dönüyorlar. Bursa, Karacabey, Mustafakemalpaşa ve Susurluk'tan sonra Balıkesir'deyim. Akşam bir güzel ziyafet çekiyoruz arkadaşlarım ile.&lt;br /&gt;Edremit dolaylarında Kaz Dağlarının havasını hisseder gibiyim. Birçok endemik bitkinin yuvası Kaz Dağlarından geçiyorum. Truva Atını ziyaretten sonra Çanakkale'deyim. Boğaz'ı feribot ile geçerek Gelibolu'dan Keşan'a gidiyorum. Keşan'da bir gece konakladıktan sonra sabah Edirne'ye hareket ediyorum. Edirne girişinde üç arkadaşım karşılıyor beni. O gün birlikte zaman geçiriyoruz. Ayrıca İstanbul'dan üç arkadaşım geliyor bana eşlik etmek için. Sabah dört kişi Kırklareli'ne kadar gidiyoruz. Çok eğlenceli oluyor grup ile yol almak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;table align="left" cellpadding="0" cellspacing="0" width="186"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;   &lt;td width="200"&gt;    &lt;img src="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/imperiaflex_0_8_0.jpg" alt="" class="contentimage" onclick="showpicture(this)" align="left" width="200" /&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;         &lt;td class="image_description"&gt; &lt;table class="imagedescriptiontableright" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;     &lt;tr&gt;      &lt;td class="imagedescriptioncell"&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;     &lt;/tr&gt;    &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/p&gt; Kırklareli'nden sonra Pınarhisar'da iki arkadaşımız bizden ayrılıyor. Biz iki kişi devam ediyoruz yola. Lüleburgaz'da arkadaşımızın evinde güzel bir kahvaltının ardında Tekirdağ'a yola koyuluyoruz. Düz bir yolda rüzgarda arkamızdan eserek bizi atıyor Tekirdağ'a. Tekirdağ'a İstanbul'dan farklı iki arkadaşımız daha geliyor. Silivri'ye kadar dört kişiyiz yine. Bir arkadaşımız işi olduğu için Silivri'de kalmadan otobüs ile İstanbul'a dönüyor. Silivri'de aynı otelde kalan ve İstanbul'a giden iki turist arkadaş ile karşılaşıyoruz. Sabah beş kişi çıkıyoruz yola. Taksim Meydanı'na varmamıza yakın nüfusumuz 18-20 kişi oluyor. Taksim Meydanı'nda Pedalla Türkiye Projesini noktalıyorum. Kilometre saatim 7 bin 500 kilometreyi gösteriyor. 98 Günde Türkiye'nin yedi bölgesinden geçerek İstanbul'a varmanın sevincini yaşıyorum. Koca bir serüveni noktalıyorum. Türkiye'nin doğal güzelliklerini kendi gözlerimle görüyorum. Her bölgenin ayrı güzelliğini görüyorum. Her dağın farklı havasını soluyorum. Tekrar döneceğimi söyleyerek bitiriyorum projemi...&lt;br /&gt;Kaynak:.&lt;a href="http://www.kesfetmekicinbak.com/macera/genel/05725/"&gt;kesfetmekicinbak.com&lt;/a&gt;/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-7747459295042347389?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/7747459295042347389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=7747459295042347389' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7747459295042347389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7747459295042347389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/pedalla-trkiye.html' title='Pedalla Türkiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4069603304038628878.post-7531882700317512090</id><published>2007-11-27T19:24:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T19:27:12.275-08:00</updated><title type='text'>Sivas Doğal Güzellikler</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:180%;color:#ff00ff;"&gt;DOĞAL GÜZELLİKLER &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;color:#ff00ff;"&gt;(MESİRE YERLERİ)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas037.jpg" alt="Dipsizgöl Şelalesi / Dipsizgöl Waterfall" height="253" width="450" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Doğal güzellik itibariyle çok zengin bir ildir. Çünkü il toprakları üç ayrı havza ve değişik iklim bölgelerine yayılmış ve toprakları yüksek sarp ve derin vadilerle parçalanmıştır. III. zamanda yoğun kırılma ve kıvrımların olması, çeşitli birleşimlerle temel kaynakların oluşmasını sağlamıştır. Diğer taraftan suda direnci az olan tuzlu ve kalkerli yüzlerin aşınması ile ilginç yeryüzü şekilleri ortaya çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas005.jpg" alt="Gürün Gökpınar Gölü / Lake Gökpınar, Gürün" height="253" width="450" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Eğriçimen Yaylası :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Koyulhisar'a 20 km. uzaklıkta ve 1700 metre yükseklikte bir yayladır. Eğriçimen, çam ormanlarıyla kaplı nefis manzaralarıyla tabiatın bütün güzelliklerini cömertçe gözler önüne seren gerçek güzellikler beldesidir. Yöre yapısı itibariyle dağ turizmi için her türlü doğa imkanlarına sahiptir. Yörede olan derelerde alabalık tutma imkanı olduğu gibi avcılığa meraklı iseniz av yapma imkanınızda vardır. Tabiat cömertçe bütün verebileceklerini bu yöreye vermiştir. İlkbaharda yeşilliğine doyum olmadığı gibi sonbaharda renk cümbüşüne boğulan tabiat adeta insanı büyülemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas038.jpg" alt="Koyulhisar Eğriçimen Yaylasında Yaz / Summar at Eğriçimen Plateau, Koyulhisar" height="209" width="353" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas039.jpg" alt="Koyulhisar Eğriçimen Yaylasında Kış / Winter at Eğriçimen Plateau, Koyulhisar" height="324" width="450" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Sızır Çağlayanı :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gemerek'in Sızır bucağına 1 km. mesafede ve Göksu Çayı üzerindedir. Zengin görsel imkanlar sunan dinlenme yerinde, gazino ve çay bahçesi vardır. Yörenin sıkça gelinen dinlenme yerlerindendir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas040.jpg" alt="Sızır Şelalesi / Sızır Waterfall" height="272" width="400" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas041.jpg" alt="Sızır Şelalesi / Sızır Waterfall" height="268" width="400" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Çağlayanın bulunduğu Göksu Çay’ının kaynağı, bünyesinde Alabalık tesisleri vardır. Göksü Çayının bazı kısımlarında Sazan türü balıklar avlanabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Paşa Fabrikası :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İl merkezine 7 km. uzaklıktadır. Suyu güzel, fazlaca ağaçlık bulunan dinlenme yerlerimizdendir. Sıcak yaz günlerinde halkın ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte düzenlenmiştir. Küçük bir şelale de mevcuttur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Ethem Bey Parkı :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; İl merkezinde ağaçlık, çiçeklik ve her türlü imkanlarıyla iyi bir dinlenme yeridir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Karaçayır :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; İl merkezine 27 km. uzaklıkta ağaçlık ve halkın ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde düzenlenmiş güzel piknik ve dinlenme yeridir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Kale Parkı :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Şehrin merkezinde şehre egemen konumdadır. İyi düzenlenmiş ağaçlık ve çiçekliktir. Gazinosu, lokantası vardır. İyi bir gözlem noktasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas032.jpg" alt="Sivas Kale Parkı" height="269" width="400" /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Şarkışla Göl Gazinosu :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Şarkışla ilçesine 2 km. uzaklıktadır. Göl kenarında gazinosu vardır. Yöre bilhassa hafta sonunda iyi bir dinlenme yeridir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;&lt;b&gt;Koyunkaya Mesiresi :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; İmranlı'ya 12 km. uzaklıktadır. Çam ormanlarıyla, temiz havzasıyla, su kaynaklarıyla güzel bir dinlenme yeridir. Ancak gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak tesislerden yoksundur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Ayrıca önceki sayfalarda bahsetmiş olduğumuz Gürün Gökpınar gölü , Hafik gölleri, Tödürge gölü önemli mesire yerlerindendir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4069603304038628878-7531882700317512090?l=yolcuyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/feeds/7531882700317512090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4069603304038628878&amp;postID=7531882700317512090' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7531882700317512090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4069603304038628878/posts/default/7531882700317512090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yolcuyorum.blogspot.com/2007/11/sivas-doal-gzellikler.html' title='Sivas Doğal Güzellikler'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
